Bornova Krizi’nin özeti; “Vurmak en kolayı dinlemek en zoru”
Uşak Belediyesi’ne yapılan operasyon sonrası bir anda Bornova Belediyesi bir personelin özel durumu nedeniyle gündeme geldi. Zaten hakkında tutanak tutulan ve “Sevgilisi” olduğu iddia edilen Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile yazışmalarında ifşa olduğu gibi belediye tarafından işe gelmediği için uyarılan gelmediği takdirde iş akdinin fesih edileceği bu kişiye bildirilmiş ve çıkış işlemleri başlatılmışken operasyon yapılınca çözümü için harekete geçilen konu kriz oldu.
Olaylar ilk duyulunca, çok rahat ulaşılan ve sorulardan kaçmadığını bildiğim için Pazar günü Ömer Başkanı aradım, telefonla görüştük.
Öncelikle kendisini çok uzun süredir tanırım. Bu kadar üzgün olduğunu hatırlamıyorum. Yaşanan süreçle ilgili kendisinin fikrini almadan yazılan çizilenlere ve başlatılan karalama kampanyasını bir türlü içine sindirememiş. Tam olarak; yapılan eleştirilerden çok, bu süreci vaktinde fark edememiş olmaya, sanki bu sürecin bir parçasıymış gibi gösterilmek istenmesine içerlemiş.
İlk olarak işe alınma hikayesini sordum; Özkan Yalım ile görüşmüşler, söz konusu şahıs için İzmir’deki bir yakınım demiş. Aralarındaki ilişkiden olaylar patlayana kadar haberdar değilmiş. O saate kadar kızı Özkan Yalım’ın yakını zannediyormuş. Hatta; “Koskoca Belediye Başkanı, boyundan büyük çocuğu olan, evli barklı adam, nereden aklıma gelsin” diyor.
Zaten Ömer Başkan’ın manevi değerlerinin ne kadar yüksek olduğunu bilen, hatta bilmese de kendisiyle 15 dakika sohbet etmiş hiç kimse başka türlüsüne inanmaz.
Söz konusu kişinin işe gidip gelmediği konusunu da sordum, “Bornova’da 2 bin küsur kişi var, giriş çıkışı benim takip etmem mümkün değil ki. Fakat bu konuda çok hassasım ben. Abi biliyorsun, çoğu sabah gün doğmadan sahaya çıkıyoruz, çoğu arkadaşım da benimle birlikte koşturuyor. İçeride kalanlarla arada bir ayrımcılık olmasın, disiplin tam olsun diye Personel Devam Kontrol Sistemi (PDKS) kurdum. Bu sistem geçmişte yoktu. Personel kart basarak, turnikeli kapılardan girip çıkıyor. Fakat talihsizlik şu ki İlyas abi (Basın Yayın Halkla İlişkiler Müdürü) kalp krizi geçirdi. Kalbi 3 kez durdu şükür doktorlar aramıza döndürdü. İşte bu yaşadıklarından dolayı bir süre düşük profilde çalıştı, yoğun bir kontrol yürütemedi. Tam zamanlı mesaiye başlayınca fark etmiş ve de sıkıştırmaya başlamış, ardından da sözlü uyarı, tutanak gibi süreçleri başlatmış. Böyle bir olay olması zaten hemen çıkışını vermek üzereydik” dedi.
Bütün bu saydıklarım yaşanan eksikliği kapatır mı? Elbette ki kapatmaz. Zaten Ömer Başkan da ‘kusuru örtülsün’ derdinde değil. Tam tersine hiç de alışkın olmadığımız biçimde çıktı ve “Hata yaptım” dedi. Hatta kolayına kaçmak sayılan (ki kamu kurum ve kuruluşlarında sık yaşarız) çalışma arkadaşlarını görevden alıp, soruşturma başlatıp konuyu kendinden uzaklaştırmadı. “Sonuçta başkan benim, kim hata yaparsa yapsın Bornovalı karşısında ben de sorumluyum” dedi.
Başkanın saydığı bu olaylar, sorumluluk alma çabası ve içten gayreti bu kusuru yok etmez ama durumu fırsat bilen rakiplerinin başlattığı karalama kampanyasını da başarıya ulaştırmaz.
Bornova’da 2 yıldaki değişim ortada. Açılan tesisler, yapılan sosyal yardımlar, Kent Kasap’tan Pınarbaşı’ndaki meydana, Bornova’nın yollarının yenilenmesine, aydınlatılmasına kadar 2 yılda İzmir içinde çok öne çıkan, hatta bazı anketlere göre, “En Başarılı İlçe Belediye Başkanı” gösterilen Eşki’ye linç hareketi başlatmak da Bornovalıda karşılık bulmayacaktır.
Elbette özellikle kendi partisi içinde “Benim oğlumu/kızımı işe almamıştı” diye kızan; bunu fırsat bilip sosyal medya gönderileri altına ağır şeyler yazanlar olacaktır. Elbette AKP’liler “güçlü rakip” gördükleri Eşki’ye istifa çağrısı yapacaktır.
Eminim ki; bu toz ve duman dağıldığında Bornovalı Ömer Eşki’yi yine sabahın ilk ışıklarında sokağa çıkan, bir gün asfalt aracının üstünde, diğer gece kahvede sohbet ederken karşılaştıkları genç olarak hatırlayacaktır.
Son bir söz olarak ellerinde davul-zurna bankamatik çalışan konusunda saldıran gruba Hz İsa’nın Magdelalı Meryem ile ilgili havarileri ve takipçilerinin tepkisi ve recm talebine verdiği, “ilk taşı günahsız olanınız atsın” meselesini hatırlatmak isterim.
Bu arada bir büyükşehir belediye meclis üyesi SGK tüm belediyelerde çalışanların HTS kayıtlarını inceleyip hangi saatte nerede olduklarına, işi gelip gelmediklerine bakacağını açıkladı. Aman ha… Çiğli’den uzağa gitmeyin, hatta devlet kurumlarına hiç bakmayın. Yoksa partinizin nice danışmanları, il-ilçe yöneticileri zor durumda kalır.