weather
22°
Gerçek Haberci Gündem Emniyet müdürü Selvi: Kuriş soruşturması FETÖ tecrübesinin sınavı

Emniyet müdürü Selvi: Kuriş soruşturması FETÖ tecrübesinin sınavı

Alihan Kuriş ve cemaatine yönelik yürütülen operasyon, hiyerarşik yapı ve gizli iletişim ağlarıyla FETÖ modelini andırıyor.

3 Dakika
Okunma Süresi
Emniyet müdürü Selvi: Kuriş soruşturması FETÖ tecrübesinin sınavı

Türkiye’nin güvenlik bürokrasisi, Süleymancılar yapılanmasına karşı başlatılan soruşturma ile geçmişteki örgütsel sızma deneyimlerini sahaya yansıtma kapasitesini test ediyor. Emekli Emniyet Müdürü İbrahim Selvi, söz konusu yapının dini bir kimlikten ziyade organize bir suç şebekesi olarak işlediğini belirtiyor.

Selvi, FETÖ ile Kuriş yapılanması arasındaki benzerlikleri sistematik bir çerçevede değerlendiriyor. Her iki yapıda da bölge sorumluları ve hücre tipi örgütlenme modeli dikkat çekiyor. Bu model, deşifre olma riskini minimize ederek üst yönetimin alt kademeler tarafından doğrudan tanınmasını engelliyor.

Gizli iletişim ve mali şeffafsızlık öne çıkıyor

FETÖ’nün ByLock altyapısına benzer şekilde, Kuriş yapılanmasının üst yönetiminin de devlet denetiminden kaçan kapalı bir iletişim uygulaması kullandığı tespit ediliyor. Selvi’ye göre bu durum, sıradan bir cemaatten ziyade kendini gizlemeye çalışan bir yapının davranış biçimini yansıtıyor.

Mali boyutta ise bağış adı altında toplanan kaynakların gayrimenkul ve finans odaklı bir holding mantığıyla işletildiği görülüyor. Yurt dışındaki kültür merkezleri üzerinden varlık transferi yapılması ise örgütün baskı durumunda alternatif bir sığınak inşa etme stratejisi olarak okunuyor.

İbrahim Selvi, devletin bu tür tehditlere karşı daha önce önemli raporlar hazırladığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“10 Mart 1992 tarihinde Tuncer Meriç Müdürümün başkanlığında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi tarafından ortaya konan rapor, Fethullahçı yapılanmanın özellikle Polis Kolejleri, Polis Akademisi ve polis okullarındaki faaliyetlerine ve teşkilat içerisindeki örgütlü kadrolaşma çabalarına dikkat çeken belgelerden biridir. Bunu, 1999 yılında dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral Müdürüm tarafından hazırlanan ve kamuoyunda ‘Fetullah Gülen ve Işık Tarikatı’ raporu olarak bilinen çalışma izlemiş, söz konusu yapılanmanın devlet kurumları içerisindeki örgütlenme stratejisi ve kadrolaşma faaliyetleri daha kapsamlı biçimde saptanmıştır. 2004 yılında MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu tarafından düzenlenen raporda örgütün yurt dışındaki eğitim kurumları üzerinden yürüttüğü casusluk faaliyetleri deşifre edilmiştir. Bilhassa 2006 yılında EGM Personel Dairesi Başkanlığı görevimi ifa ettiğim sıralarda ben İbrahim Selvi’nin imzasını taşıyan ‘Emniyetteki F Tipi Örgütlenmenin Etkin Elemanları’ başlıklı 57 kişilik Fethullahçı listede de F Tipi terimi başta olmak üzere önemli bilgiler devlet kayıtlarına geçirilmiştir. Yine 2010 yılında Hanefi Avcı Müdürüm tarafından kaleme alınan ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar: Dün Devlet Bugün Cemaat’ adlı kitapta, örgüt kamuoyu nezdinde ifşa edilmiştir. Bunların sonuncusu, 2014-2015 yıllarında dönemin TEM Daire Başkanı Turgut Aslan’ın hazırladığı FETÖ/PDY raporudur.”

Kalıcı çözüm yapısal denetimde yatıyor

Selvi, kalıcı çözümün sadece tek tek örgütleri deşifre etmek değil, sivil toplum kuruluşlarının mali şeffaflık standartlarına tabi tutulması olduğunu vurguluyor. MASAK gibi birimlerin izleme kapasitesinin artırılması ve bağış sistemlerinin kayıt altına alınması, bu tür yapıların oluşumunun önüne geçilmesinde kritik rol oynayabilir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız