weather
24°
Gerçek Haberci Gündem İzmir'de Sansür Protestosu: 'Nefes Alamıyoruz'

İzmir'de Sansür Protestosu: 'Nefes Alamıyoruz'

İzmir'de basın meslek örgütleri ve gazeteciler, artan baskı ile sansür politikalarına karşı yürüyüş düzenledi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi'nin okuduğu ortak açıklamada tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talep edilirken, eyleme Özgür Özel de katıldı.

5 Dakika
Okunma Süresi
Haberleri
İzmir'de Sansür Protestosu: 'Nefes Alamıyoruz'

Fevzi Efe SEKİTMEZ/GERÇEK HABERCİ- İzmir'de yerel ve ulusal basın temsilcileri, gazetecilere yönelik baskı, sansür ve tutuklamaları protesto etmek amacıyla 24 Ekim'de sokağa çıktı. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan basın emekçileri, buradan Zübeyde Hanım Anıtı'na kadar yürüdü. Türkiye genelinde eş zamanlı olarak düzenlenen "Sansüre hayır, habere özgürlük" eyleminin İzmir ayağına Özgür Özel de katılım gösterdi. Yürüyüş sırasında, partililerin yoğun katılımıyla eylemin adeta bir siyasi parti mitingine dönüşmesi bazı gazetecilerin tepkisine neden oldu.

GAZETECİLİK HALKTAN YANADIR

Basın meslek örgütleri adına hazırlanan açıklamanın ilk bölümünde, Türkiye'deki baskı ortamı ve gazeteciliğin kamusal sorumluluğu şu sözlerle aktarıldı:

“Türkiye’de Gazetecilik, İktidarların, Siyasilerin Ya Da Sermayenin Değil Halkın Yanında Olmaktır! Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı günlerdeyiz. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Artık gazetecilere, medya kuruluşlarına yaşatılanlarla dünya basın tarihine kömür karasıyla geçen bir ülke olduk. Gazetecilik halktan yanadır. İşçilerin hakkı gasp edilirken, emekçilerin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil. Gazetecilik siyasi iradelerin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değildir. Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarların hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, tüm dezavantajlı kesimlerin ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Düşünceler, gerçekler susturulamazsa düşünenler yok ediliyor, gazeteciler bezdiriliyor.”

SADECE GAZETECİLER DEĞİL, SİZ DE SUSTURULUYORSUNUZ

Açıklamanın ikinci bölümünde ise son iki yılda medya kuruluşlarına yönelik karartmalar hatırlatılarak tüm topluma dayanışma çağrısı yapıldı:

“Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın mesajı iktidaradır ama aynı zamanda yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz! Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyım atanmış ve eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Ulusal ve yerelde yüzlerce haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiştir. Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasıdır! Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sadece bugün değil sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelelim. Elbette yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler, Kürt gazeteciler, araştırmacı gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, bu baskıları görmezden gelmek mesleğe ihanettir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir. Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı, halkımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki; basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz. Özgür basın yoksa toplum tutsaktır! Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada Kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın. Anayasa ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin. Vazgeçin ki Türk Basını nefes alsın, Vazgeçin ki demokrasi yıkıldığı yerden ayağa kalksın. Unutmayın gerçeği yazdığı için kırılan her kalem; karanlığa giden yolun taşlarıdır!”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız