Reklam
Reklam
KADIN İLE ERKEK EŞİT MİDİR?
Av. Tansel ERTÜRK

Av. Tansel ERTÜRK

KADIN İLE ERKEK EŞİT MİDİR?

10 Mayıs 2020 - 10:58

Öncelikle kadın-erkek eşitliği nedir, bu hususta birçok açıklama, tanımlama bulunmasına rağmen bizce KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ, toplumsal yaşamda kadın ve erkek arasında hakça bir ayrım bulunmaması durumudur.

Peki günümüzde kadın ve erkek eşit midir? Fiziksel olarak değildir. Örneğin, erkek fiziksel olarak daha güçlüdür, kadınların akciğer kapasitesi erkeklere göre %30 daha azdır, kadın beynindeki problem çözmeden sorumlu ön beyin lobu erkeklere nazaran daha büyüktür, bu da kadınları sorun çözmede daha başarılı yapar…

Yani kadın ve erkek farklıdır.

Bununla birlikte, kadın ve erkek arasındaki fiziksel doğal farklılıkların yukarıda tanımladığımız eşitliğe etkisi nedir? Elbette hiç, zira, bu farklılıkların, kadın ile erkeğin eşitliğine engel olduğunu ileri sürmek, doğadaki doğal farklılıkları eşitsizlik olarak kabul edip, eşitliğin doğaya aykırı olduğunu ileri sürmek kadar yanlış ve hatta akıl dışı olacaktır.

Yani, fiziksel farklılıklarımız eşitliğimiz açısından hiçbir önem taşımamaktadır.

Öyleyse kadın-erkek eşitsizliği nereden çıktı, temelleri neydi? Bu soruya cevap verirken, bu sorunu enine boyuna düşünüp kitaplar derceden büyük düşünürler ve devrimci beyinlerden özür dileyerek naçizane kendi fikrimi özetle şu şekilde belirtebilirim; kadın-erkek eşitsizliğinin temelini özel mülkiyet, üretim ilişkileri ve insanlığın toplumsal yaşama geçişleri ile açıklamak çok makuldür. Zira bilindiği üzere erkeğin egemenliği doğal bir hak gibi kendini açığa vurmuş değildir. Çünkü anne hukukunun sözünün geçtiği ve hayatta başlıca rolü kadının oynadığı dönemlerin olduğu tarihsel bir vakıadır. Eldeki bazı bilgilerden anlaşıldığı üzere ilk insanlar binlerce yıl toplayıcılık ve avcılıkla geçimlerini sağlamıştır. Özel mülkiyetin olmadığı bu çağda erkek ve kadınlar arasında bir eşitsizlikten bahsedilemez. Tarımın ortaya çıkışı, tarım aletlerinin gelişmesi ile artı ürün (geçimlerini sağlayacak üründen fazlası) elde edilmiş ve yerleşik hayata geçilmiştir. Yerleşik hayat, hayvanların evcilleştirilmesi ve tarım faaliyetlerinde kullanılması sürecini geliştirmiştir. Doğum yapan, çocuklarının bakımı ile ilgilenen kadınların hayvanları evcilleştirme sürecinde de daha aktif rol oynamaları ile kadınların ev ve çevresi ile sınırlı tarihsel rolü pekişmeye başlamıştır. Bu arada, ortaya çıkan kabile savaşları, kabile savaşlarında erkeklerin üstlendiği rol, savaşlarda ele geçenler ile tarımda üretilen artı değerin erkek mülkiyetinde kalması, erkeklerin sosyal konumunu yükseltmelerine ve kadınların ev ve çevresi ile sınırlı konumunun daha da zayıflamasına sebep olmuştur.

Sonra ne oldu? Erkek, egemen halini muhafaza etmenin bilinçli ya da bilinçsiz gayreti içerisinde oldu, hem yasalarla (örneğin miras hakları gibi), hem üretimdeki işbölümü ile hem yarattığı ekonomik ayrıcalıkları ile binlerce yıldır aktarıla gelmiş bu ayrıcalıklarını muhafaza etme amacı güttü.

İşin tuhaf tarafı, binlerce yıldır devam eden bu eşitsizlik hali toplum nazarında tabi karşılandı ve süregelen nesillerce kanıksandı. Örneğin, erkek çocukları henüz doğar doğmaz kız çocuklarından çok daha büyük bir kıvanç ile karşılandı, anne babalar doğacak çocuklarının daha çok erkek olmasını istedi. Erkek çocuklar, doğrudan doğruya gözlemleri ile erkeklerin (daha çok rol model olan babaların) toplumdaki rollerinin kadınlarınkinden daha büyük önem taşıdığı sonucunu çıkardı. Evde kadınların pek fazla önemli sayılmayan işlerde çalışması ve erkeğin para ve ekmek getiren olması çocukların gözünde erkek konumunu parlattı, erkek çocuk, baba olduğunda çocukluğunda erkeğin kadından daha büyük bir rol üstlenmesi gerektiği inancı ile yetiştiğinden erkek ayrıcalığı doğrultusunda kendi çocuklarına da rol model olmaya devam etti.

Tüm bu süreçte, erkeğin üstünlüğünü koruma gayreti ile bu hali kanıksayan ve tabi bulan kadınların da sorumluluğunu unutmamalıyız.

Peki bu eşitsizlik haklı mıdır? Elbette hayır. Bu durum bir vakıadır ve fakat asla haklı değildir. Değer, toplum içerisinde size verilen görevin yine toplum nazarında ne kadar değerli olup olmadığı ile ilgilidir. Sorun binlerce yıldır bununla ilgilidir. Üretim ilişkilerinin, iş bölümünün, savaşların, özel mülkiyetin ve elbette cinsler arasındaki (bilinçli ya da bilinçsiz) üstünlük yarışının sağladığı bu eşitsizlik, daha güzel, daha adil, daha müreffeh bir dünya için ortadan kaldırılmalıdır.

Erkeğin kadından üstün olduğu tezini savunacak bir kişiye, bunca tarihi etkiye, sosyal ve ekonomik baskıya, küçümsemeye, azımsamaya, fırsat eşitsizliğine, tüm insanlık tarihini erkeklerin yazmış olduğu gerçeğine ve her türlü olumsuzluğa rağmen isimlerini tarihe yazdırmış olan müminlerin anası Hazreti Hatice’yi, Dünya’nın ilk üniversitesini kuran Fatma Muhammed el-Fihri el-Kureyş’i, Türk direnişinin sembolü Nene Hatun’u, Türk Tiyatrosunda sahneye çıkan ilk Müslüman kadın oyuncu Afife Jale’yi, ilk kadınTürk Avukat Süreyya Ağaoğlu’nu, ilk kadın Türk Doktor Safiye Ali’yi, Galileo’dan yüz yıllar önce ilk astronomi aletini bulan Hypetia’yı, Mısır’ın son hükümdarı Cleopatra’yı, Fransa’nın ilk kraliçesi Eleanor’u, Yüz yıl savaşlarının sembolü Jeanne d'Arc’ı, Fransa’yı 70 yıl yöneten Catherine de Medici’yi, İngiltere’yi imparatorluk haline getiren Kraliçe Elizabeth’i, Rusya’yı 18’inci yüzyılının en büyük gücü yapan büyük Çariçe Katerina’yı, İngiltere´yi güneş batmayan imparatorluk yapan Kraliçe Victoria’yı, modern hemşireliği kuran Florence Nightingale’i, Radyasyon üstünde yaptığı çalışmalarla Nobel Ödülünü kazanan ilk kadın bilimci Marie Curie’i, moda kavramını yaratan Coco Chanel’i, hayatını güçsüz ve bakıma muhtaçlara adayan Rahibe Teresa’yı, Hindistan'ın ilk kadın başbakanı Indira Gandhi’yi, Demir Leydi Margaret Thatcher’ı, ve daha sayılamayacak kadar çok kadını hatırlatmalıyız.

Elbette binlerce yıldır süregelen bir anlayışı ve uygulamayı yok etmek kolay olmayacaktır. Ama en azından bizler, her zaman “Kadın erkek eşitliği fıtrata ters, kürtaj olma, sezaryen yaptırma, en az üç çocuk doğur, hamileysen sokağa çıkma, kahkaha atma, bankta kızlı erkekli oturma, talibin çıkarsa seçici olma, haddini bil, itaat et…” diyenlere inat kadın ile erkeğin farklı ama eşit olduğunu söylemeye devam etmeliyiz.

Tüm annelerimizin anneler günü dahil tüm günleri kutlu olsun.

YORUMLAR

  • 5 Yorum

Son Yazılar