Reklam
Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

2023'e doğru CHP içindeki ekiplerin medya savaşları: Lider kim olacak?

16 Eylül 2022 - 09:21

Önce hiçbir ücret almadığı söylendi.
Sonra sadece “kaşe” ücretini alacağı, bununla da “yardım” yapacağı söylendi.
Son olarak “bayağı iyi miktarda” para aldığı ve bunu Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na ve Darüşşafaka’ya bağışlayacağı söylendi.
Adı geçen üç kuruluştan sadece Darüşşafaka açıklama yaparak, “2017’de Darüşşafaka yararına konser vererek, Darüşşafaka Eğitim Kurumları’ndaki Kültür ve Yaşam Merkezi’nin açılmasına ve 1000’e yakın Darüşşafakalı öğrencinin sanatla iç içe yetişmesine destek olan Megastar, yaptığı bağışla öğrencilerimiz için yeni enstrümanların alınmasına ve yeni sanat atölyelerinin açılmasına da olanak tanıyacak” dedi.

Hangi konudan söz ettiğimi anladınız.
9 Eylül’de İzmir’in Kurtuluşu anması için konser veren Tarkan’dan.
Günlerdir tartışılıyor.
Alacağı ücretten tutun da konser öncesi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in yaptığı konuşmaya kadar.
Bir süre daha tartışmalar sürer, sonrasında unutulur gider.

Anlatacağım hikâye biraz uzun, biraz da karmaşık.
Tarkan konserinden yola çıkarak, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve başkanı tarafından değil de özellikle “ücretin” neden üçüncü kişilerce gündeme taşındığını, aslında bu tartışmanın “neden” çıkarıldığını anlatmaya çalışacağım.
Sadece Tarkan ve ücreti değil, aslında bu tartışmanın CHP içindeki gizli savaşın taraflarını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Onu da netleştireyim. Kendi yol arkadaşlarıma dedim. Beşli çeteler, bazı sermayedarlar, varlıkçılar, çantacılar bu ülkenin ikinci 100 yılını dizayn etmeye kararlı. Ben ve arkadaşlarım da onlara karşı dimdik durmaya kararlıyız” ifadelerinin aslında ne anlama geldiğini sorgulayacağım.
Dediğim gibi biraz uzun bir hikâye.

Tarihin geçmişinde yolculuğumuza başlayalım o zaman.
9 Şubat 2020’de Haliç Kongre Merkezi’nde yapılacak CHP İstanbul il kongresi öncesi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu şimdinin “yasaklı” siyasetçisi Canan Kaftancıoğlu’nun yeniden il başkanı olmasını istiyordu.
Temmuz 2019’da yenilenen seçimi “yeniden” kazanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ekrem İmamoğlu da Kaftancıoğlu’na destek verdi.
Kongre öncesi Kaftancıoğlu’na karşı aday çıkarmaya çalışanlara son darbe, CHP’nin “perde arkasında iş yapmayı seven” bir isminden geldi.
Erdoğan Toprak.
Independent Türkçe’ye de konuşan Toprak, Kaftancıoğlu’nu destekleyeceğini belirterek “Şu an birlik ve beraberlik zamanı. Genel Başkanımız da bunu dile getirdi. Bütün partililerimize sahip çıkarak iktidar yolunda büyük bir adım olacak kongreyi gerçekleştireceğiz” dedi.
Öyle de oldu.
Kaftancıoğlu “tek aday” olarak girdiği kongrede yeniden il başkanı seçildi.

CHP İstanbul’da uzun süredir büyükşehir seçimlerini kazanamıyordu.
Bu da parti içinde başta “iş bulmak” gibi sorunları her geçen gün büyütüyordu.
Şimdi ise büyükşehir kazanılmış ve önemli bir yol açılmıştı.
Ekrem İmamoğlu, seçim öncesi söz verdiği gibi “eşitlikçi” bir yönetim uygulayacağını belirtirken, CHP örgütlerinin taleplerini de göz ardı etmiyordu.
Canan Kaftancıoğlu ile Ekrem İmamoğlu arasındaki ilk çatlak da “iş” konusunda yaşandı.
İlçe başkanları, işe alımlarda “kendilerine” danışılmadığından ve verdikleri isimlerin göz ardı edildiğinden şikayetçiydi.
İmamoğlu durumu kurmaylarına incelettirdi.
Ortaya çıkan sonuç; ilçe başkanlıklarının verdiği isimlerin CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda “değiştirildiği” ve Canan Kaftancıoğlu’nun işaret ettiği isimlerin listeye yazıldığıydı.
Ekrem İmamoğlu duruma öfkelense de yakın zamanda yapılacak “kurultay” için sessiz kalma kararı aldı ama soruna da kendince çözüm buldu.
Artık listeler il başkanlığı yerine ilçe başkanlıklarından “doğrudan” büyükşehire geliyordu.

Nihayet büyük gün gelmişti.
CHP’nin ilçe ve il kongrelerinin ardından kurultayı toplanacaktı.
Kurultay 2023’te yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri için önemliydi.
Özellikle Parti Meclisi’ne seçilecek isimler vekil listelerinde etkili olacak, ayrıca partinin MYK’sını oluşturacak isimler için de PM’de hangi isimlerin olacağı önemliydi.

25-26 Temmuz 2020’de yapılan CHP Kurultay’ına Kemal Kılıçdaroğlu tek aday olarak girdi.
İlk gün yapılan seçimin sonunda 6. kez CHP Genel Başkanı seçildi.
Kılıçdaroğlu kurultayda yaptığı konuşmada, “Bu kurultay bizi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılına yani 2023’e taşıyacak olan kurultaydır. Bu kurultay, 2023’te Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma azim ve kararlılığımızı gösterecek olan kurultaydır” diyerek yol haritasını da çıkarmış oldu.
Kurultay’da en büyük yarış elbette Parti Meclisi seçimlerinde yaşandı.

İlk günün ardından kaldıkları yere dönen delegelerin liste savaşları sabaha karşı başladı.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun onayladığı liste Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı tarafından Canan Kaftancıoğlu’na aktarıldı.
Kaftancıoğlu listedeki bazı isimlere karşı çıktı.
Elbette sadece kendisi değil, CHP içinde birlikte siyaset yaptığı “takım arkadaşları” da Kaftancıoğlu’nun bu görüşüne katıldı.
Kaftancıoğlu sabaha karşı takım arkadaşlarını toplantıya çağırdı.
Çıkan karar “alternatif liste çıkarılması” yönünde oldu.
Toplantıda yeni liste fikrini savunanlardan biri de Kaftancıoğlu’nun ikinci kez il başkanı seçilmesinde önemli rol oynayan Erdoğan Toprak’ tan başkası değildi elbette.

Sonunda Tuncay Özkan ve Yıldırım Kaya’nın alternatif listeye alınmamasına karar verildi.
Aslında Erdoğan Toprak için tek isim önemliydi.
O da Tuncay Özkan.
Özkan, CHP Genel Başkan Yardımcısı olarak medya ile ilişkileri düzenliyordu.
Toprak’a göre ise bu görevde kendisi bulunmalıydı.
Bunun yolu da Özkan’ın Parti Meclisi’ne girememesine bağlıydı.
Çünkü PM’ye giremeyen doğal olarak MYK üyesi olamayacak, öyle olunca da genel başkan yardımcısı yapılamayacaktı.
Sonuçta “alternatif liste” il başkanlarına ulaştırıldı.
Günün sonunda Kaftancıoğlu ve arkadaşları başarılı olmuştu.
Tuncay Özkan ve Yıldırım Kaya Parti Meclisi dışında kalmışlardı.
Bir başka kazanan ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer oldu.
Soyer, CHP’nin büyükşehir adayları içinde ismi en son açıklananlardan biriydi.
Nedeni ise, İzmir gibi bir yerde, onun en küçük ilçelerinden Seferihisar’da belediye başkanlığı yapmış olmasının büyükşehirde “başarılı” olup olmayacağı endişesiydi.
Ayrıca Soyer’in CHP içinde siyasi hiçbir ağırlığı yoktu.
Bırakın CHP’nin genel siyasetinde, yıllarca belediye başkanlığı yaptığı Seferihisar’da bile parti içi seçimlere karışmamıştı.
Şimdi ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı idi.
O yüzden de parti içinde yer edinmesi, hatta partinin karar organlarında kendine yakın isimleri seçtirmesi gerekiyordu.
Genel başkan onaylı Parti Meclisi seçimlerinde Canan Kaftancıoğlu’nun karşı çıkışı Tunç Soyer’in de işine geliyordu.
Tuncay Özkan İzmir Milletvekili olarak Soyer’i destekleyenler arasında değildi.
Soyer bir taşla iki kuş vurma şansı yakaladı.
Kaftancıoğlu ekibine Özkan’ın yerine İzmir’den kendisine yakın CHP’nin eski il başkanlarından Rıfat Nalbantoğlu’nun ismi verildi.
Nalbantoğlu ile birlikte İzmir Milletvekili Mahir Polat da Soyer ve Kaftancıoğlu ekibinin desteği ile Yüksek Disiplin Kurulu üyesi seçildi.

Peki, bütün bu olan bitenden, Canan Kaftancıoğlu’nun alternatif listesinden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun haberi yok muydu?
Kimilerine göre vardı ve ne yapabileceklerini görmek açısından yol verdi, kimilerine göre ise dirense bile çok da fazla etkili olamadı.
Canan Kaftancıoğlu bu kadar gücü kimden alıyordu o zaman?
Başta kendisi de İstanbul eski İl Başkanı olan Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı.
Perde arkasındaki en büyük destek ise Erdoğan Toprak.
Onların yanı sıra Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun.
Başka bir genel başkan yardımcısı Veli Ağbaba.
Diğer bir genel başkan yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi ve eşi İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi.
CHP TBMM Grup Başkan Vekili Özgür Özel.
Şimdi onlara İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve ekibi de eklenmişti.

Kurultay sonuçları açıklanıp yeni Parti Meclisi üyeleri işbaşı yaptıktan sonra sıra MYK (Merkez Yönetim Kurulu) seçimlerine geldi.
Deniz Baykal döneminde yapılan tüzük değişikliği ile artık MYK üyelerini PM seçmiyordu.
Bunun yerine genel başkan birlikte çalışmak istediği kişileri PM içinden seçiyordu.
Kemal Kılıçdaroğlu yeni MYK seçiminde beklenmedik bir hamle yaptı.
Canan Kaftancıoğlu ekibi içinde yer alan ve Tuncay Özkan’ın seçilememesi üzerine boşalan Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı isteyen Erdoğan Toprak’a bu görevi vermedi.
Aksine bir davranış göstererek PM’ye seçilemeyen Tuncay Özkan’ı “Genel Başkan Danışmanı” yaparak, aynı göreve devam etmesini sağladı.
Kılıçdaroğlu’nun bu hamlesi Kaftancıoğlu ekibinde şaşkınlık yarattı mı bilinmez ama koltuğu “garanti” gören Erdoğan Toprak’ta yarattığı kesin.

Yaşanan tartışmalara, parti içi çekişmelere rağmen CHP kurultayı tamamlanmıştı ve genel başkan Kılıçdaroğlu’nun deyimi ile “2023’te Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırma azim ve kararlılığını gösterecek olan” kadrolar seçilmişti.
Artık hedef 2023 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleriydi.
Kurultayın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde muhalefetteki siyasi partilerin bir araya geldi “altılı masa” için çalışmalara başlandı.
Bugün “millet ittifakı” diye adlandırılan ancak ortada resmi bir ittifak kararı olmayan bu birleşimin elbette bir de cumhurbaşkanı adayı olacaktı.
Günler, haftalar, aylar sonra artık herkesin kabul ettiği gerçek, CHP liderinin altılı masanın cumhurbaşkanı adayı olacağı yönünde.
Bu da özellikle CHP için yeni bir sorun demek.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu her konuşmasında Cumhurbaşkanı’nın “tarafsız” olması gerektiğine vurgu yapıyor.
Eğer kendisi altılı masanın cumhurbaşkanı adayı olacaksa, seçilsin ya da seçilmesin 2023 Haziran’ından (erken seçim kararı alınmaz ise) sonra CHP Genel Başkanlığı görevinden ayrılacak demektir.
Bu durum CHP için 2023 Temmuz’u ile Aralık ayı arasında yeni bir olağanüstü kurultay anlamına gelmektedir.
Şimdiden başlayıp 2023 seçimlerine kadar bütün ilçe ve il kongrelerini yaparak kurultay delegelerini “yenileyemeyeceklerine” göre, 2020’de oy kullanan delegelerin 2023’de yapılacak kurultayda da oy kullanacakları kesin.
Çünkü 2024 yılının Mart ayında da yerel seçimler yapılacak.
Herhalde CHP genel başkansız yerel seçimlere katılacak değil.

İşte 2020 kurultayında yaşananların asıl varacağı nokta burası.
Yeni Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri seçilmiş ama kurultay delegeleri eski.
Eski delegeler yeni yapıyla uyumlu mu davranacak yoksa eski “bağlılıklar” olduğu gibi devam mı edecek?
Ve her şeyden önemlisi CHP’nin yeni genel başkanı kim olacak?
Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen kararların “onanması” nedeniyle siyasi yasaklı.
Bu yüzden de seçme ve seçilme hakkına sahip değil.
Ancak yılların getirdikleri ile elbette “yönlendirme” hakkına sahip.
Bu gücün sürüp sürmediğinin ilk sınanacağı yer de 2023 milletvekili seçimlerindeki adaylar.
Eğer Canan Kaftancıoğlu ve ekibi milletvekili listelerinde “ağırlık” kazanırsa hem genel başkanlık seçiminin yapılacağı kurultayda hem de 2024 yerel seçimlerinin aday belirleme sürecinde tek yetkili olur.
Şimdilik durum “lehlerine” görünüyor.

Herkesin bildiği/gördüğü durum kimseyi rahatsız etmiyor mu?
Elbette ediyor.
Özellikle de 10 Aralık Hareketi diye adlandırılan bu grubun, CHP içinde ulaştığı güç pek çok kesimde soru işaretleri oluşturuyor.
En başta da Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Yılmaz Büyükerşen, Zeydan Karalar gibi kimi büyükşehir belediye başkanları ile kimi CHP örgütlerinde.
Peki Ekrem İmamoğlu gibi güçlü bir ismin destek vermediği Kaftancıoğlu ekibi buna rağmen CHP’de ağırlıklarını sürdürebilir mi?
Bunun için “medya” ayağında neler oluyor?
Kim neden yerini değiştiriyor, kim yeni medya yapılanmasına gidiyor?
İlginç isimlerin ilginç bağlantıları.
Çoğumuzun bildiği ama unuttuğu olaylar.
Hepsi ve daha fazlasını bir sonraki yazıda anlatayım o zaman…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar