Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Acılı baba İsmet Şensoy'dan Tolga Ağar'a ağır suçlama: Her yanımız mafya

19 Haziran 2021 - 12:02

Haziran ortasında yağmur yağar mı?
Yağarmış…
Kocaeli Adliyesi önüne vardığımızda ıslanmadık yerimiz kalmamıştı.
Kendimizi uyanık sanırız ama öyle değilmiş.
Bir küçük şemsiye almayı bile akıl edememişiz.

Önce HES kodu, sonra arama derken mahkemeyi bulabildik.
Siz bakmayın çoğul yazdığıma, sonrası tekil hayat.
Nasıl olduysa, hangi aralık sıvıştıysa genel yayın yönetmenim(!) Süleyman Gençel dördüncü kattan sıvışmış ve ben mahkeme salonunda tek başımayım.
İçeride kimin kim olduğunu bilmek zor.
Mağdur taraf var, bir de sanık yakınları.
Öyle herkese soru soracak cesaret yok yani…

Virüs tehdidi nedeniyle herkeste maske.
Yüzleri tanımak, güldüğünü mü kızdığını mı anlamak zor.
Plastik sandalye üzerinde geçen üç saat.
Değil sigara, su içmek bile nafile.

Bence en iyi hikayeciler adalet çalışanlarından çıkmalı.
Hâkim, savcı, avukat, mübaşir, zabıt katibi…
Aynı anda onlarca hayata dokunuyorlar.
Bazen suçlayan tarafında, bazen de suçlanan tarafta.

1 Eylül 2020’de evinde elektronik kelepçe ile cezasını çeken İhsan Kaan Şensoy, o sırada evinde bulunan Erhan Dalbudak’ın ateşlediği silahla kasığı ve böbreklerine isabet eden kurşunlarla ağır yaralanmış, kaldırıldığı Kocaeli Devlet Hastanesi’nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
Jandarma ekipleri, saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen Erhan Dalbudak ile evin önünde aracıyla bekleyip olay yerinden kaçmasına yardım ettiği öne sürülen taksici Hasan Özden’i gözaltına almıştı.

Olayın aile içi hesaplaşma olduğu sanılırken, abla Selin Babür A3 Haber’de yayımladığımız kimi haberlerden yola çıkarak bize ulaşmış, elindeki bilgileri paylaşmıştı.
“Mafya düzeni: Sedat Peker operasyonu cinayeti aydınlatır mı?”  başlıklı yazımda, ayrıntılarla anlattığım cinayetin ilk duruşmasını izlemek zordu.
Bir yanda acılı aile, diğer yanda cinayeti işlediği savıyla yargılanan Erhan Dalbudak’ın ailesi.
Hemen önümdeki sırada oturuyorlardı.

Mahkeme sonrası İhsan Kaan Şensoy’un babası İsmet Şensoy ile elinde son kalan akaryakıt istasyonunda buluştuk.
Bölgenin eski ticaret insanlarından.
Ama sohbet ederken öğrendik ki aynı zamanda Susurluk kazasının meşhur isimlerinden Abdullah Çatlı’nın da bacanağı.
Zaten Çatlı’nın resmi de masasının hemen arkasında duvarda asılı.
Bir iki anı alabilir miyiz diye sorduk.
Geçmişe ve artık ölmüş bir kişinin anılarına saygısızlık etmemek adına isteğimizi reddetti.
Kendince haklıydı.

Derken konu o acı olaya geldi.
Oğlu nasıl öldürülmüştü?
Cinayet sıradan küfürleşme sonucunda mı gerçekleşmişti yoksa ardında tefeciliğe kadar uzanan başka ilişkiler var mıydı?
Sorularımızı samimiyetle yanıtladı.
Eski bir ülkü ocağı başkanı olarak, oğlunun ticari hayatını, yükselişini, düşüşünü, düştükten sonra yaşadıklarını kendince tanımladı.
Aynı zamanda bir babanın tanıklığına tanıklık ettik.

Kuşkusuz baba İsmet Şensoy’un anlattıkları arasında en dikkat çekeni, en çarpıcı olanı, Tolga Ağar hakkında söyledikleriydi. Aşağıdaki videoda izleyeceksiniz. Çatlı’nın bacanağı Şensoy, kelimesi kelimesi kelimesine şunları söyledi: “Tolga Ağar, her tahsilattan yüzde 20 komisyon alıyor. Türkiye’de bütün gayrimeşru tahsilatlardan, mafyanın yaptığı tahsilatlardan Tolga Ağar yüzde 20 pay alıyordu.” 

Yarın babalar günü.
Bütün babalar evlatlarının kapısını çalmasını bekler.
İyi ya da kötü seslerini duymayı, yüzlerini görmeyi ister.
İsmet Şensoy ile röportaj yaparken sadece bunu düşündüm.
Bir baba, artık kapısını çalamayacak oğlunun başına gelenler için yola çıkmış.
Onun başına gelenleri anlamak için çırpınıyor.
Sözlerini, öfkesini, anlattıklarını öyle dinleyin bence.
Söylediği isimler, hafızasından çıkardığı anılar sadece oğlu için.
Bir babanın feryadının ardına saklanmış özlem diyeyim ben.
Siz, adalet arayan babanın isyanı.
İkisi de aynı kapıya çıkar…

Söyleşinin tamamını şu videodan izleyebilirsiniz:
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar