Reklam
Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Limanın ardındakiler: Mehmet Ağar'ın anlattıkları ne anlama geliyor?

13 Mayıs 2021 - 10:26

Türkiye’nin gündemine Sedat Peker’in açıklamalarıyla yeniden giren Bodrum Yalıkavak’taki mega yat marinası.
Eski adıyla Palmarina, yeni adıyla ise Yalıkavak Marina.
A3haber olarak bir yıl önce 3 Mayıs 2020’de “Hem ekonomik hem siyasi: Yeni Azerbaycan Türkiye’de mi kuruluyor?” başlıklı dizi yazımızda yaşananları ayrıntıları ile anlatmış, belgeleri ile de gözler önüne sermiştik.
O zamanlar önemsenmeyen konunun Peker’in açıklamaları ile gündeme gelmesi, gerçeklerin ortaya çıkması açısından önemli.
Tek üzüldüğüm, bu konunun ilk kez konuşuluyor ya da yazılıyor gibi davranılması.
Aslında yat limanı büyük resimdeki figürlerden biri.
Çoğunluk Sedat Peker’in açıklamalarındaki Mehmet Ağar’a odaklanmış durumda.
Bize düşen ise oradan başlayarak konuyu asıl zeminine oturtmak.
Okudukça ne dediğimi anlayacaksınız.

Sedat Peker’in açıklamalarının ardından eski bakan Mehmet Ağar’a ulaşan Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Saygı Öztürk, Yalıkavak Marina ile ilgili iddiaları sordu.
Ağar’ın sözlerinden satırbaşlarını alalım.

  • Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz.
  • Son dönemlerde Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK’li siteler marina ve benimle ilgili yalan haberler üretiyor.
  • Beni gündeme getirmelerinin asıl nedeni de bizi buradan uzaklaştırmak.
  • Biz buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli, buraya mafya çökecek.
  • Bugün eğer mafya buraya giremiyorsa bizim burada olmamızdandır.

Mehmet Ağar’a göre namuslu ve vatansever hiç kimse kendisinden şikayetçi olmaz.
Şikayetçi olanlar “FETÖ” ve PKK yandaşı.
Marinayı bırakırsa mafya çökecek, şimdi çökemiyor.
Doğru mu bu sözler önce ona bakalım.

3 Kasım 1996’da saat 19.25’da Balıkesir-Bursa karayolunda Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde trafik kazası oldu.
Araçta bulunan İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ile 1970 doğumlu Gonca Us hayatını kaybetti.
DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak ise yaralı olarak kurtuldu.
Türkiye devlet-polis-mafya ilişkilerinin bu kadar net ortaya çıkmasıyla sarsıldı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Araştırma Komisyonu’na dönemin ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, ANAP Lideri Mesut Yılmaz’ın Meclis Araştırma Komisyonu’na Türkiye tarafından aranan Hüseyin Baybaşin’e ait ses bantlarından söz etti.
İddialara göre bantlarda Baybaşin, Hollanda’da kendisiyle görüşenlere yaptığı itiraflarda, 1980’den itibaren, İstanbul eski Emniyet Müdürü Şükrü Balcı ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın kendisine verdiğini öne sürdüğü polis kimlikleriyle, polise ait silahlarla ve yeşil pasaportlarla nasıl rahat dolaştığını anlatıyordu.

Hakkındaki iddialar üzerine Ağar, 15 Haziran 2000 tarihinde ise “Suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” iddiasıyla hakkında oluşturulan Meclis Soruşturma Komisyonu tarafından 8’e karşı 6 oyla Yüce Divan’a sevkine gerek olmadığına karar verilerek aklandı.
DGM ve TBMM Susurluk Kazası Araştırma Komisyonu’nda verdiği ifadelerinde sürekli olarak devlet sırrı olduğu için açıklama yapamayacağını söyledi.

Mehmet Ağar Kasım 2008’de tekrar yargılanmaya başlandı.
Hakkındaki suçlamalar şöyleydi:

1993-1996 arasında cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek.

  • Gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı’nın saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermemek ve gizlenmesine yardım etmek.
  • Yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e silah taşıma izin belgesi vermek ve hususi damgalı (yeşil) pasaport verilmesini sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak.

15 Eylül 2011’de Ankara Özel Yetkili 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, parti liderliği, valilik ve Emniyet Genel Müdürlüğü yapan Mehmet Ağar’ın “suç örgütü yöneticisi” olduğuna karar verdi.
Ağar Susurluk davasında beş yıl hapse mahkûm etti.

Beş yıllık cezanın üç yılını infaz yasası nedeniyle yatmış gibi kabul edilen Ağar geriye kalan iki yıl cezasını yatmak üzere Aydın iline bağlı Yenipazar ilçe cezaevini konuldu.
25 Nisan 2012’de cezaevine giren Ağar, 25 Nisan 2014’de çıkması gerekirken denetimli serbestlik hakkından yararlanarak 29 Nisan 2013 tarihinde tahliye edildi.

Burada parantez açalım.
Toplumun muhalif kesimlerini “hedef gösterdiği” üç davada beraat, bir soruşturmada ise takipsizlik alan Sedat Peker’in adli sicil kaydının “temiz” olduğu ortaya çıktı.
Sedat Peker’e “suç örgütü lideri” diyenler, mahkemece “suç örgütü lideri” olduğu kesinleşen Mehmet Ağar için ise “eski bakan” deyimini kullanıyorlar.
İronik bir durum.
Peki eski polis, vali, bakan Mehmet Ağar’ın aklına yat limanı işletmek nereden geldi?

Dönemin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, 18 Ekim 1996’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ziyaret etti.
Perinçek, “Çiller Suç Örgütü” iddialarını dosya halinde Demirel’e sundu.
Bu görüşmeden yaklaşık iki hafta sonra, 3 Kasım’da Susurluk kazası meydana geldi ve skandal devletin zirvesine taşındı.
Cumhurbaşkanı Demirel, 8 Kasım’da dosyayı dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a iletti.
Erbakan da dosyayı 19 Kasım’da Millî İstihbarat Teşkilâtı Müsteşarlığı’na havale etti.
Dosyayı inceleyen MİT hazırladığı raporu 17 Aralık tarihinde Başbakan Erbakan’a gönderdi.
Raporun 7’nci sayfasında “Haydar Aliyev’i devirme operasyonu” başlığında 5.4.4 ilgi numarası verilen bölümde şunlar yazıyordu: “Mart 1995 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’i devirmeye yönelik darbeyi Tansu Çiller’in onayı ile dönemin Türk Cumhuriyetlerinden sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir Mehmet Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken planlamış, ancak MİT’in olayı Cumhurbaşkanı Demirel’e bildirmesi ve Cumhurbaşkanı’nın Aliyev’i haberdar etmesi ile girişim başarısızlığa uğramıştır.”

Aradan yıllar geçti.
Hastalığının iyice artması nedeniyle 2003 seçimlerinde aday olmadı.
Yerine oğlu İlham Aliyev’i destekledi.
2003’de İlham Aliyev Azerbaycan’ın yeni cumhurbaşkanı oldu
Haydar Aliyev ise tedavi için gittiği ABD’de 12 Aralık 2003’de vefat etti.
Oğul İlham Aliyev’in 2003 yılında oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğunda çok şey de değişime uğramaya başladı.
Değişikliklerden biri de Mehmet Ağar için taşınan düşüncelerde oldu.

Türkiye’de 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonları ile AKP-Cemaat çatışması başladı.
Ardından MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması ile çatışma derinleşti.
AKP iktidarı güvenlik bürokrasisindeki “cemaat kadrolarını” tasfiye etmek için eski bir isme başvurdu.
Bu isim elbette Mehmet Ağar’dan başkası değildi.
Ağar, hazırladığı listeler ile özellikle emniyet içindeki “cemaat” kadroları yerine, kendi döneminden kalma “milliyetçi” kadroları işbaşına getirdi.
Bu ilişki, Mehmet Ağar ile AKP iktidarını da yakınlaştırdı.
Sadece bununla kalmadı elbette.
O dönemin Başbakan’ı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan aracılığı ile Mehmet Ağar Azerbaycan ve dolayısıyla yeni Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile de arasındaki buzları çözdü.

Bu sıcak ve samimi ilişki kısa zamanda meyvelerini verdi.
Azeri iş insanı Mübariz Mansimov’un Türkiye’de gittikçe büyüyen gücü hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de kimi çevreleri rahatsız etmeye başladı.
Çünkü Mansimov güçlendikçe Azerbaycan’ı yönetenleri de sorgulamaya başlamıştı.
Çevresinde oluşan insanların artması rahatsızlık veriyordu.

Mubariz Mansimov’u (Gurbanoğlu) yakından tanıyan kaynaklara göre, Mehmet Ağar’ın Mansimov ile tanışması rastlantı değil.
Birileri (!) araya girerek Mehmet Ağar’ı Mansimov ile tanıştırdı.
Mehmet Ağar’ın Mubariz Mansimov’a yakınlaştırma ve Bodrum’daki yat limanın yönetimine girme fikrinin bizzat Bakü’de alındığını söyleniyor.
Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Saygı Öztürk, Sözcü TV’de Mehmet Ağar ile yaptığı söyleşiyle ilgili soruları yanıtlarken 7’nci dakika 50’nci saniyede, “Mehmet Ağar, marinanın yönetim kuruluna girmek için ricada bulunduklarını söyledi. Ben de bu ricacının kim olduğunu sordum. Açıkçası söyleyeyim bir yabancı ülkenin Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi. Şimdilik ismini söylemeyeyim” ifadesini kullandı.
Kim olabilir sizce?
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev olabilir mi?

Bu fikir ya da kimilerine göre “komplo teorisi” nasıl ortaya çıktı?
Mehmet Ağar, Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazar Saygı Öztürk’e verdiği söyleşide Bodrum Yalıkavak’taki yat limanı ile ilgili ayrıntıları da verdi.
Ağar’ın söyledikleri arasındaki tek doğru, yat limanının ortağı olmayışı.
Evet Mehmet Ağar yet limanının ortağı değil, sadece yönetim kurulu başkanı.

Mehmet Ağar, Saygı Öztürk’e Bodrum Yalıkavak’taki marina ile ilgili hisse devri sözleşmesi ve diğer ayrıntıları anlatırken şunları söylüyor:

  • Hisse devir sözleşmesi 03.02.2016 tarihlidir.
  • Sözleşmenin tarafları Palmali Otelcilik Turizm ve Acentelik Ltd. Şirketi ve Palmarina Holding’dir.
  • Ortakları yüzde 50’şer hisse ile RSR Holding ve Mubariz Gurbanoğlu’dur.
  • Palmarina Holding’in tek ortağı se RSR Holding’dir.
  • Sözleşme tarihinde Palmali Otel İşletmeleri ve Yatçılık’ın yüzde 90 hissesi Palmali Otelcilik Turizm’e, yüzde 10 hissesi ise Mehmet Mustafa Ergen aittir.
  • Diğer deyişle, hisse devri sözleşmesindeki bedel Palmali Otel İşletmeleri ve Yatçılık’ın yüzde 90 hissesi içindir.
  • Mübariz Gurbanoğlu bu sözleşme le Palmali Otel İşletmeleri ve Yatçılık’daki yüzde 45 hissesini devretti.
  • Kabaca aktarılan hesaplamadan sonra taraflar hisse devir bedel olarak yaklaşık 32 milyon dolar ödenmesi konusunda mutabık kaldılar ve bu bedel ödendi.

Görüldüğü gibi Mehmet Ağar Bodrum Yalıkavak’taki yat limanında olan bitenler hakkında oldukça geniş bilgiye sahip.
Anlattıklarının tamamını buraya almadım.
Merak eden, yazının başında verdiğim linkten tamamını okuyabilir.
Hatta bu yazının başında bir yıl önce A3’te yayımlanan diğer haber ile birlikte okurlar ise, Bodrum’daki yat limanının nasıl el değiştirdiğini iyice görebilirler.

Bir-iki düzeltme ve ekleme yapayım.
Öncelikle Bodrum Yalıkavak’taki mega yat limanı ile ilgili hiçbir resmi kayıtta Mehmet Mustafa Ergen diye bir ortak bulunmamaktadır.
İkincisi ise Mubariz Mansimov’un hisselerinin el değiştirme şeklidir.
İddialara göre 2016’nın başlarında Palmali Şirketler Grubu CEO’su Alaattin Aykaç, imza yetkili üst düzey yöneticiler Mehmet Ercil, Fatih Berber ve Ali Kemal Çelikten tarafından Mubariz Mansimov’un haberi olmaksızın hisseleri devredildi.
Mansimov, eski CEO’su Alaattin Aykaç ve Fatih Berber hakkında Türkiye, Malta ve İngiltere’de beş ayrı dava açtı.

Sonra ne mi oldu?
20 Aralık 2019’da Fatih Berber, Alaattin Aykaç, Mehmet Ercil ve Ali Kemal Çelikten’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdikleri dilekçe sonucu Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla hakkında soruşturma açıldı.
Tutuklandı.
Bir yıl yargılandı.
Sonuçta “silahlı terör örgütü üyesi” olmadığı ama örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği gerekçesiyle 5 yıl hapis cezası aldı.
Şimdi ayağındaki elektronik kelepçe ile evinde bekliyor.
Ne tesadüf değil mi?
Mubariz Mansimov’un dava açtığı eski çalışanları üç yıl sonra açılan davanın şikayetçileri.
Mehmet Ağar bunları bilmiyor mu?
Elbette biliyor ama bu kısımları anlatmıyor.

Mehmet Ağar söyleşinde diyor ki: “Mubariz Gurbanoğlu, 2017 yılı Ekim ayında, yani sözleşmeden neredeyse iki yıl sonra, sözleşmenin iptal ve hisselerin geri almak için Bodrum Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açtı, ancak davası reddedildi.
Haksız dava ve tedbir kararı için Mubariz Gurbanoğlu’na açtığımız tazminat davası ise devam etmektedir.”
Bildiğimiz kadarı ile Palmali Otelcilik, Palmali Gemicilik ve Mübariz Mansimov Gurbanoğlu’nun açtığı davada davacılar söz konusu taşınmaz ile hisselerin satış işleminin iptalini ve geri alımını talep ettiler.
Bodrum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, açılan dava karara bağlanana kadar söz konusu taşınmaz ve hisselerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını kararlaştırdı.
Demek ki köprünün altından çok sular akmış.

Yazının başında, “yat limanı büyük resimdeki figürlerden biri” demiştim.
Şimdi bu sözü iyice açmanın zamanı.
O zaman büyük resmin içindeki asıl aktörleri, ahtapot gibi dünyanın dört bir yanını saran kollarını ve içinde Bodrum Yalıkavak yat limanı ve onun “profesyonel yöneticisi” Mehmet Ağar’ın rollerini daha iyi anlayacaksınız.

Ne demişti Mehmet Ağar?
“Palmarina Holding’in tek ortağı ise RSR Holding’dir…”
Yani Bodrum Yalıkavak’taki yat limanının sahibi RSR Holding.
Peki nedir bu RSR Holding?
Kimindir?
Azerbaycan devlet şirketleri ve üst düzey yöneticileri ile bağlantısı var mıdır?
Anar Alizade isminin bu şirketlerle ilişkisi nedir?
Ve en önemlisi kısa sürede hızla yükselen ve serveti bilinemeyen Anar Alizade kimdir?
Bir sonraki yazıda bu önemli dosyayı açıp inceleyelim…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar