Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Uçak düşürülünce: İlk işaret Putin'in G20 zirvesindeki konuşmasında

02 Haziran 2021 - 09:00 - Güncelleme: 02 Haziran 2021 - 09:04

Tarih: 15-16 Kasım 2015.
Yer: Antalya’nın Serik ilçesinin Belek Mahallesi Regnum Karya Hotel Kongre Merkezi.
Dünyanın en büyük 20 ekonomisini oluşturan G20 üyesi ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarının katıldığı yıllık olağan toplantıların onuncusu Türkiye’nin ev sahipliğinde yapıldı.
Zirvesinin gündemine Suriye İç Savaşı, Avrupa mülteci krizi ve Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele konuları da dahil edildi.
Zirvede aktif olarak 13 bin 700 polis ile bin 800 aracın görevlendirildiği olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, G20 liderler zirvesinin kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, IŞİD’in dış ülkelerden finansal destek aldığına dikkat çekerek, “Bunlar arasında G20 üyeleri de var. Meslektaşlarıma, teröristlerin yasadışı petrol ticaretinin boyutlarını ortaya koyan, uzaydan ve uçakla çekilen fotoğrafları gösterdim. Fotoğraflarda görülen petrol yüklü konvoyların uzunluğu onlarca kilometreyi buluyor” dedi.

Tarih: 24 Kasım 2015.
Yer: Türkiye Suriye sınırı.
Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait Suhoy Su-24 tipi uçak sınır ihlali gerçekleştirdiği iddiası ile Türk Hava Kuvvetleri’ne ait iki F-16 uçağı tarafından düşürüldü.
Uçak, Suriye Türkmen Ordusu’nun kontrolündeki Bayırbucak bölgesine düştü.
Uçaktaki iki pilot paraşüt ile atlamasına rağmen, pilotlardan biri Suriye Türkmen Ordusu’na bağlı 10. Tümen tarafından öldürüldü.
Rus pilotun öldürmesinde adı geçen Alparslan Çelik’in ilginç bağlantılarını “Komutan ne olacak?” başlıklı yazımda ayrıntılarıyla anlatmıştım.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in Antalya’daki G20 zirvesindeki konuşmasından bir hafta sonra Rus uçağının Suriye sınırı yakınlarında düşürülmesi tesadüf mü yoksa Putin’in sözlerine karşılık verilen yanıt mıydı hala bilinmiyor?

Aynı gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, uçağının düşürülmesinin iki ülke arasındaki ilişkilerde ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi ve ilk kez Türkiye’nin teröristleri desteklediğini ve IŞİD’in petrol ticaretinde rol oynadığını söyledi. Putin, “Sırtımızdan bıçaklandık” dedi.
Rusya Genelkurmay Başkanı ise Türkiye ile bütün askeri diyaloğun kesildiğini açıkladı.

Ertesi gün Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama telefonla görüştü.
İki lider de gerilimin düşürülmesi konusunda hemfikir olduklarını duyurdu.
Rusya ise sert tutumunu sürdürüyordu.
Rusya Devlet Başkanı Putin, basın kuruluşlarının sorularını yanıtlarken Türkiye’nin radikal İslamcı militanları desteklediği iddiasını yineledi.
Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev de Putin’in söylediklerini tekrarladı ve Türkiye’nin “IŞİD militanlarıyla yaptığı petrol ticareti nedeniyle örgütü koruduğunu” söyledi

26 Kasım 2015’’de Erdoğan, “Özür dilemesi gereken bir taraf varsa, bu biz değiliz. Hava sahamızı ihlal edenler özür dilemeli” dedi.
France 24 kanalına konuşan Erdoğan, uçağın düşürülmesinden sonra olayla ilgili görüşmek istediği Putin’i aradığını, fakat Rusya liderinin geri dönmediğini söyledi.
Fransa Devlet Başkanı Francois Hollande ile görüştükten sonra açıklama yapan Putin ise, Türkiye’nin Türkmenleri koruma iddiasının sadece bahane olduğunu söyledi.

28 Kasım 2015’de Erdoğan, “Yaşanan hadiseden dolayı gerçekten üzgünüz” diyerek ilişkilerin tamir edilmesi için Paris’te düzenlenen İklim Zirvesi’nin de bir fırsat olduğunu söyledi.
Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov ise Rus liderin Paris İklim Değişikliği Konferansında Erdoğan ile buluşmayacağını açıkladı.
Aynı gün Putin, Türkiye’ye karşı yaptırımları onayladı.
Yaptırımların arasında bazı gıda maddelerinin ihracatı, Türk şirketlerine yönelik kısıtlamalar, Türkiye’ye turizmin durdurulması ve bazı uçak seferlerinin iptali, vizesiz seyahat uygulaması kaldırılması bulunuyordu.
Bunun yanında Türkiye’den gelen tırların ve “Karadeniz’deki gemilerin daha sıkı bir denetime tabi tutulmasına” karar verildi.

30 Kasım 2015’de Başbakan Ahmet Davutoğlu, 24 Kasım’da yaşananların sorumluluğunun Türkiye’de olmadığını, her seviyede görüşmeye açık olduklarını, ancak özür dilemeyeceklerini söyledi.
Putin ise, Türkiye’nin Rus uçağını “IŞİD ve diğer terörist gruplarla yaptığı petrol ticaretini güvence altına almak için” düşürdüğünü iddia etti. Putin bu ticareti kanıtladığını öne sürdüğü yeni bilgilere ulaştıklarını belirtti.

1 Aralık 2015’de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın iddialarına yanıt vererek, “Terör örgütleriyle bu tür alışverişi yapacak kadar haysiyetsiz değiliz” diyerek Putin’in bu iddiaları ispat etmesi halinde istifa edeceğini söyledi ve Putin’e sordu: “Sen o makamda durur musun?”

2 Aralık 2015’de Moskova’da gazetecilere bir brifing veren Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoly Antonov, Türkiye’nin Suriye ve Irak’tan “çalınan petrolün” en büyük alıcısı olduğunu öne sürdü.

Antanov, “Elimizdeki bilgilere göre, ülkenin en üst düzey siyasi liderliği, Erdoğan ve ailesi bu suç faaliyetine karışmış durumda” dedi.
Rusya Savunma Bakanlığı’nın dağıttığı uydu haritasında petrol tankeri olduğu söylenen araçlar IŞİD’in kontrolündeki bölgeden Türkiye’ye seyir halinde görünüyordu.
Kremlin’e göre, kamyonlar Türkiye’de aralarında rafinerilerin de bulunduğu üç yere, ardından da üçüncü bir ülkeye gitti.

3 Aralık 2015’de Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’yi affetmeyeceklerini belirterek “Rusya’nın yanıtının sadece yaptırımlarla sınırlı kalacağını düşünenler yanılıyor” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in Antalya’daki G20 zirvesinde dile getirdiği iddialar, ardından Rus uçağının düşürülmesiyle tırmanan gerginlik ve Rusya’nın Türkiye’ye yönelik suçlamaları gerçek miydi?
Aslında bunun ipuçları Eylül 2015’te verilmeye başlanmıştı.
Rus internet gazetesi novayagazeta 28 Eylül 2015’de yayınladığı “Neden kimse IŞİD teröristlerinin petrol ticaretinden milyarlar kazanmasını engellemiyor?” başlıklı araştırmasında G7 ülkeleri tarafından 1989 yılında oluşturulan Kara Para Aklama ile Mücadele için Mali Önlemler Geliştirme Grubu’nun (FATF) sorununa dikkat çekerek terör örgütünün petrolden elde ettiği gelirin yıllık en az bir milyar dolar olduğuna dikkat çekiyordu.
Rus devlet yetkilileri ile de görüşülerek hazırlandığı açık olan araştırmada Türkiye’nin Ceyhan Limanı işaret ediliyordu.

Rus uçağının düşürülmesinin ardından Putin’in açıkladığı ambargolar, Savunma Bakanlığı tarafından ortaya atılan iddialar Erdoğan’ın çevresini hedef almaya başlamıştı.
Daha sonra Maliye ve Hazine Bakanı olan Berat Albayrak da ne tesadüf ki aynı gün Enerji Bakanı olarak hükumet kabinesinde yer aldı.

Rusya’nın iddiası şuydu:
IŞİD’in kontrolündeki bölgelerden elde edilen petrol, tankerlerle Ceyhan’a taşınıyor, aradan da Erdoğan’ın oğlu, kardeşi ve eniştesinin ortak olduğu BMZ Group’a ait tankerlerle dünyaya dağıtılıyordu.
Öyle ise BMZ Group ile “gemi yapımı” işine giren Mubariz Mansimov’un da (Gurbanoğlu) devre dışı bırakılması gerekiyordu.
Mubariz Mansimov o dönemde hem Rus devlet petrol şirketi LUKOİL, hem de Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ile ticaret yapıyordu.

Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Tayyip Erdoğan ve AKP’ye sempati duyduğu açık.
En azından o yıllarda, başına gelenlerden sonra şimdi ne durumda bilemiyoruz.
Artan gerilim ve iddialar karşında Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) 29 Kasım 2015’de Azerbaycan’da yayın yapan ANS TV’ye konuk oldu.
Türkiye’deki seçimler, Erdoğan ve ailesi ile iddialara yanıt veren Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) “Teröristlerle işbirliği yapanın da terörist olduğuna inandığını” söyledi.
Burada bir parantez açmak gerekiyor.
Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) söyleşi yaptığı ANS TV 18 Temmuz 2016’da “FETÖ’ye verdiği destek” gerekçe gösterilerek Azerbaycan İletişim Başkanlığı tarafından kapatıldı.
Oysa ANS kanalı kapatılacağı gün içinde, Fethullah Gülen ile Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı söyleşiyi yayınlayacağını duyurmuştu.
Söyleşide “Gülen Cemaati” ile Azerbaycan devlet petrol Şirketi SOCAR’ın üst düzey yöneticilerinin ilişkileri de anlatılacaktı.

Putin’in Rus uçağının düşürülmesi sonrası yaptığı “Rusya’nın yanıtının sadece yaptırımlarla sınırlı kalacağını düşünenler yanılıyor” sözleri işte tam bunun karşılığıydı.
BMZ – Palmali arasında gemi yapımı işi Putin’i daha gemiler suya indirilmeden öfkelendirmişti.
2014 yılında Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) gemi şirketi Palmali’ye, Rusya vergi müfettişleri 6 milyar ruble (dönemin kuru ile 108 milyon dolar) ceza yazdı.
Bahane belli: “Ofshore’den yasa dışı para çekmek…”

Rus uçağının düşürülmesinin ardından da Rus devlet şirketi LUKOİL’in yan kuruluşu olan LİTASCO, Palmali ile olan anlaşmalarını iptal etti.

Palmali, LİTASCO’nun kendisine Hazar Denizi/Karadeniz/Akdeniz verdiği beş yıllık taşımacılık hakkının iptalini 17 Temmuz 2017’de mahkemeye taşıdı.
İngiltere ve Galler Yüksek Mahkemesi’ne (Ticaret Mahkemesi) 2020’nin Ekim ayında açılan dava halen sürüyor.
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) Rus LİTASCO’dan, uğradığı zarar karşılığında 1,9 milyar ABD doları tazminat istiyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin’in isteği ile Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Palmali şirketi ile açık çatışmaya giren LUKOİL ve onun yan kuruluşlarının asıl hedefi Türkiye’ye uygulanan yaptırımların yanında Erdoğan’a yakın gördükleri iş insanları da ticaretten tasfiye etmekti.

Peki bu plan başarılı oldu mu?
Bu tasfiye sadece Rusya’nın planı olarak mı işledi, yoksa başka ülkeler de destek verdi mi?
Ankara olup bitenler karşısında ne tavır takındı?
Mubariz Mansimov’u (Gurbanoğlu) mu destekledi, yoksa sessiz mi kaldı?
Büyük abi Rusya’nın isteği ile kimler Gurbanoğlu’nun mallarına “çökme” operasyonuna katıldı?
Kaldığımız yerden devam edeceğiz…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar