Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Yalıkavak'taki marinanın yönetimi değişti ama: İşler eskisi gibi…

12 Temmuz 2021 - 11:33

Yazdıkları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle Türkiye’de mahkemeler tarafından hakkında çeşitli cezalar verilen gazeteci Seyhan Uludağ’ın kaçış öyküsünü “Tüyler ürperten iddia” başlıklı yazımda uzun uzun anlattım.
İsviçre’de zor koşullar altında bulunan Seyhan’ın kaçış hikayesi ile ilgili söyleşimizden sonra kimi çevrelerden sorular geldi.
Onlarca elektronik postayı sınıflandırdıktan sonra orta çıkan sonuç şuydu.
Gazeteci Seyhan Uludağ hakkında henüz yurtdışına çıkış yasağı yokken neden normal yollardan değil, yasa dışı yollardan Türkiye’den çıkmıştı?
İkincisi de anlattıklarında başka detay var mıydı?

Bu soruların yanıtlarını verecek kişi elbette Seyhan Uludağ’ın kendisiydi.
Bir yolunu bularak iletişim kurduk.
Bu iki soruyu da kendisine yönelttim.
Birinci sorunun yanıtı, Seyhan başına gelebileceklerden kuşkulanarak daha önce normal yollardan Türkiye dışına çıkmaya çalışmış.
Ancak vize başvurusu hem Avrupa Birliği ve diğer ülkeler tarafından kabul görmemiş.
Yeni bir vize başvurusu için aradan zaman geçmesi gerektiğinden Seyhan Uludağ da yasadışı yolları kullanmaya karar vermiş.
İkincisi ise Bodrum’dan İtalya’ya uzanan yolculuğunun diğer detayları.

Bodrum Yalıkavak’ta RSR Holding’e ait görünen ve yönetim kurulu başkanlığını eski İçişleri ve Adalet Bakanı Mehmet Ağar’ın yürüttüğü marinadan kaçış hikayesinde Seyhan Uludağ’ın anlattığı bir detay önemli.
İnsan kaçakçılığı için kullanılan yatların ve insan kaçakçılığını örgütleyen çetenin elini kolunu sallayarak marina içinde dolaşması zaten suç.
Ama bu suçun ilginç bir başka yönü daha var.
O da insan kaçakçılığında kullanılan ve su depoları bile akaryakıt deposunu dönüştürülen bu yatların akaryakıtı nasıl elde ettiği.

Seyhan Uludağ’ın tanık olduğuna göre, insan kaçakçılığında kullanılan yatların akaryakıt ikmali de yine marina içinden sağlanıyor.
Bodrum Yalıkavak Marina’nın akaryakıt işlerini kim yapıyor?
MAG Petrol.
MAG Petrol’ün kimin olduğunu “Zengin ol da nasıl olursan ol” başlıklı yazıda uzun uzadıya anlattım.
MAG Petrol’ün sahibi Ağar ailesi.
Resmi kayıtlara göre 2022 yılına kadar eski bakan Mehmet Ağar ile oğlu AKP Elâzığ Milletvekili Tolga Ağar en yetkili iki isim.
Yani, Bodrum Yalıkavak’taki marinaya kendi deyimi ile “mafya çökmesin diye” yönetim kurulu başkanı olan eski bakan Mehmet Ağar’ın şirketi, marinadan yapılan insan kaçakçılığında kullanılan yatlara akaryakıt veren şirketin de sahibi.
Çünkü Yalıkavak Marina’ya yanaşan irili ufaklı bütün tekneler akaryakıtlarını Ağar ailesinin sahibi olduğu MAG Petrol’den almak zorunda.
Yani Azerbaycanlı iş insanı Mubariz Mansimov’dan (Gurbanoğlu) hileli yollardan alındığı iddia edilen marina tam bir kazanç kapısı haline dönmüş.
Resmi kayıtlara göre, marinanın yönetiminden ayrıldıkları söylenen Mehmet ve Tolga Ağar, aslında halen Yalıkavak Marina’nın içinde.
Yani ilişkileri “ortaklık” üzerinden halen sürüyor.

Bütün bu ilişkileri araştırırken Bodrum’da turizm işiyle uğraşan bir tanıdıktan telefon geldi.
Ağırladığı misafirleri ile geçtiğimiz günlerde marinaya gitmiş.
Yemek, sohbet derken biraz da etrafı dolaşmışlar.
“Abi sana bir haberim var” diyerek aradı.
Sohbetin sonunda ortaya çıkan sonucu göre, Mehmet Ağar belki sahibi olduğu MAG Petrol üzerinden, belki de başka nedenlerle hâlâ marinada.
Üstelik eski ihtişamlı yaşamını sürdürüyor.
Kendine ait özel otel odasında ve bürosunda işlerini sürdürüyor.
Sedat Peker’in anlatımları sonrası Bodrum Yalıkavak Marina’daki yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı söylenen Mehmet Ağar cephesinde değişen bir şey yok yani.
İşler eskiden olduğu gibi yürüyor.
Anlaşılan mesele sadece göz boyamakmış.
Biz çalıştık çabaladık marinadan yapılan insan kaçakçılığını anlattık.
Bundan sonrası Sedat Peker’e kalmış.
Marinadan akaryakıt kaçakçılığını biraz anlatırsa bize de yeni bir araştırma konusu çıkar.
Bakalım hangi tweet sırasına girer, ne söyler?
Bekleyip göreceğiz…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar