Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk [email protected]

Bir Arınç klasiği: Asıl amaç kavga değil, yeni ittifak alanı açmak

24 Kasım 2020 - 10:05

Bülent Arınç’ın siyasi yaşantısının çok da güçlü olmadığı dönemlerine tanıklık etmiş biri olarak, sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim.

Tanıdığım Bülent Arınç asla statükoya savaş açmaz.

Uzlaşır ve kendince belirlediği zaman içinde dönüştürür.

Önce sosyal medya aracılığı ile istifa eden ekonomi Bakanı Berat Albayrak ile ilgili, ardından da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile arasında geçtiği söylenen ve bir biçimde basına sızdırılan konuşmalar Bülent Arınç’ın siyaset yapma biçimi değil.

Zaten kendisi de büyük oranda yalanladı.

Nerede?

İktidarın yayın organı sayılabilecek Haber Türk televizyonunda.

Yaşadığımız son gelişmeleri doğru analiz edebilmek için bilgilerimizi tazelemekte yarar var.

Öncelikli olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın karar vermede tek adam olduğu son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye artık eski Türkiye değil.

Bu nedenle Türk siyasetinde AKP diye bir siyasi parti yok.

Onun yerine Erdoğan’ın biçimlendirdiği AKP şirketi var.

Parti içinde kimsenin kendine ait düşüncesi yok, olsa bile bunu açıklamak gibi bir şansı ve seçeneği hiç yok.

Benzeri durum TBMM için de geçerli.

Erdoğan’ın isteği dışında çıkarılacak yasa, denetlenecek kurum ya da muhalefete verilecek olumsuz eleştiri/söz hakkı da yok.

Hangi siyasi partiden hangi milletvekilinin mecliste olacağına bile Erdoğan karar veriyor.

Yasalar bürokratlarca hazırlanıp meclise geliyor, siyasi kimlikli AKP şirketinin çalışanları da el kaldırarak görevlerini yerine getiriyor.

Yürütme farklı mı?

Erdoğan’ın seçtiği, siyasetin içinde/dışında olup olmadığı hiç önemli olmayan, hiçbir kurum ve kuruluşa hesap vermeyen, sadece Erdoğan’ın taleplerini yerine getirmekle görevli olan bakanlar kurulu var.

Bir ikisinin dışında bakanların isimlerini anımsayan yok gibi.

Yargı ile ilgili söz söyleyeme ise gerek yok.

Erdoğan’ın düşlediği 2023 sonrası sistemde, düğmeli cüppeleri görürsek şaşırmayacak kadar alışmış durumdayız.

Ve en önemlisi pragmatist bir Cumhurbaşkanımız var.

İşte böylesine sistem değişikliğinin yaşandığı günümüze geldiğimizde ortada kocaman bir gerçek var.

O da iktidarda siyasi bir partinin oluşturduğu yönetim değil, Erdoğan’ın kendince kurduğu ittifaklar iktidarı var.

Bu ittifakın önemli bir parçası MHP ve onun uzantıları.

Örneğin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.

Örneğin Mehmet Ağar, Korkut Eken ve son halka Alaattin Çakıcı.

İttifakın bir diğer ortağı çeşitli tarikatlar ve cemaatler.

Son ortak ise Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Sadık Albayrak gibi AKP’den istifa ederek yeni bir parti kurmamış, büyük çoğunluğu Millî Görüş Hareketi’nin yetiştirdiği, statükoya karşı çıkmayan ama kendilerine bir nevi “akil adam” görüntüsü veren isimler.

İşte bu çoklu Erdoğan ittifakının baştan bu yana iki temel hedefi var.

Kendilerince oluşturdukları siyasi ve ekonomik istikrarı sürdürerek iktidarlarını daimî kılmak.

Yani biri güvenlik, diğeri ise ekonomik politikalardaki başarı.

Bunları sağladıkları sürece ne ittifak dağılır ne de iktidarları.

Filmi biraz geri saralım.

Erdoğan ittifakında güvenlik politikalarının kırılma anı neresi?

Dolmabahçe Mutabakatı.

İttifakı oluşturan milliyetçi/ırkçı ortağın dayatmaları ile Kürtlerle koparılan ipler sonrası, Türkiye’de Kürt siyasetçileri siyaset dışına itmeyi amaçlayan ve böyle de sonuçlanan operasyonlarla Erdoğan ittifakının çizgisi istenilen noktaya oturmadı mı?

Kendilerince başarılı bu sonuç sonrası ittifak içinde artık MHP ve onun uzantıları önemli bir güç haline adım adım gelmedi mi?

Geldi ve sorunsuz yürüyor.

Milliyetçi güvenlik politikalarının kendilerince başarı olmasının ardından Erdoğan ittifakının en önemli ikinci sorunu ekonomi politikalarıydı.

İttifaktaki iplerin elinden gitmemesini isteyen Erdoğan, bu yüzden ekonominin tüm aktörlerini damadı Berat Albayrak’a bağlamadı mı?

Faizsiz ekonomi, enflasyonun nedeni yüksek faiz gibi teoriler aslında Erdoğan’ın kendi yetiştiği Millî Görüş’ün ekonomik felsefesi değil miydi?

Erdoğan kendi kurduğu ittifakın ikinci temel taşının sağlam olduğunu düşünüyordu.

Ne zamana kadar?

Ekonominin kendi kurallarını işletmeye başladığı, devlet hazinesinin Erdoğan’ın teorilerini haklı çıkarmak adına çarçur edildiğinin anlaşıldığı güne kadar.

Erdoğan’ın kurduğu ittifakın çatladığı gün damat Albayrak’ın istifa ettiği gündür.

Milliyetçi güvenlik politikalarının başarılı, Erdoğan’ın Millî Görüş’ten etkilenerek kendince oluşturduğu ekonomik politikalarının ise başarısız olduğu gündür.

Ve bu aynı zamanda, güvenliğin dışında ekonomik politikaların da MHP ve onun uzantılarının eline teslim edilme tehlikesinin ete kemiğe büründüğü andır.

Bülent Arınç işte tam da bu tehlikenin baş gösterdiği anda ortaya çıkmıştır.

Asıl görevi, Erdoğan’ın kurduğu ittifakının dağılmaması ama aynı zamanda ittifakının MHP ve onun uzantılarına teslim edilmemesini sağlamaktır.

Aslında bu, Millî Görüş’ün “akil adamlarının” sadece durumdan vazife çıkarması değildir.

Bu aynı zamanda Erdoğan’ın ittifakını yeniden Erdoğan lehine çevirme operasyonudur.

Yaşananlar gösteriyor ki, Erdoğan ve Arınç örneğin 10 konu üzerinde konuşmuşlar.

Bunun yedisi üzerinde Erdoğan ve Arınç aynı düşünüyor.

Ancak üç konu var ki, Arınç dillendirecek ama Erdoğan eleştirecektir.

Örneğin HDP’li Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması ikilinin anlaştığı ama Osman Kavala’nın serbest bırakılması ise Arınç’ın dillendireceği ama Erdoğan’ın karşı çıkacağı üzerinde anlaşılmış önemli bir konudur.

Bu mesaj MHP ve uzantılarınadır.

Kürtlerle yeniden ilişki kurmanın yollarını aramak, ama MHP’yi de kırmamaktır.

En önemlisi de Erdoğan’ın halen ittifakın tek sahibi yapmaktır.

Yazılıp çizilenlere bakmayın.

Bülent Arınç durup dururken ortaya çıkıp konuşmaz.

Erdoğan’ın bilgisi dışında hiçbir konuda açıklama yapmaz.

Fırça yiyormuş gibi yapması bile, iktidar olmak/sürdürmek fikrinin parçasıdır.

Siyasi ve ekonomik olarak çıkmaza girmiş Erdoğan ittifakının bu kavgadan sağlam çıkması için tek bir yol kalmıştır artık.

Bülent Arınç gibileri konuşturarak MHP’yi erken seçim istemeye zorlamak.

Sonra da milliyetçi ittifak ortağını zayıflatıp kendi gücünü eski haline getirmek.

O yüzden Bülent Arınç’ın yaptığı kavga çıkarmak falan değil.

Erdoğan’a yeni hareket, yeni ittifak alanları açmak.

Ne küserler ne de darılırlar.

Ekmek yedikleri, su içtikleri kap aynı kaptır çünkü.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar