Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Geçmişte yaşananlara bakarak geleceği okumak: Mecbur değildi

28 Mayıs 2021 - 09:41

Sonunda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan grup toplantısında konuştu.
Sedat Peker’in videolarındaki iddialar karşısında toplumda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında oluşan şüphe dikkatleri Erdoğan’a çevirmişti.
Uzun süre sessiz kalan Erdoğan sonunda Soylu’ya destek verdi.

Toplumun bir bölümü Erdoğan’ın açıklamalarını “mecburiyet” olarak değerlendirdi.
MHP ile kurulan Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı bir gün önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya desteğini açıkça ilan etmişti.
Bu durumda Erdoğan’ın “aksini söylemesi” mümkün görünmüyordu denildi.

Böyle düşünenlerden değilim.
Tayyip Erdoğan’ın siyasi yaşamı iyi incelenirse, inişli çıkışlı çizgisinin sonunda “pragmatist” yaklaşımlarla dolu olduğu görülür.
En iyi örnek ise 1991 milletvekili seçimlerinde “tercih” ile vekilliği kaybettikten sonra kendi partisi içinde yaptıklarıdır.

Bence Erdoğan da benim gibi düşünenleri yanıltmadı.
İYİ Parti Meral Akşener için söyledikleri bunun en büyük kanıtı.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya verdiği destek, Cumhur İttifakı’nın stratejisine olan sadakati anlaşılır bir durum.
Akşener’e söyledikleri ise tamamen bundan sonrasına ait.
Üstüne basa basa erken seçim yerine, 2023’de zamanında seçim demesi, ardından Akşener’i hedef alarak gelecekte neler yaşayabileceğimizi işaret etti.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soylu’ya destek verdiği konuşmasında “yol kazasına” uğrayarak dışlanmışlar da vardı.
İlki Sedat Peker.
Videolarında “Tayyip Abi” diye seslenerek olan bitenlerden “habersiz” olduğunu söylediği Erdoğan artık Peker’in abisi değil.
İkincisi ise 1990’lı yılların Türkiye’sinde her karanlık olayın altından çıkan Mehmet Ağar.
Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya tam destek verirken, Soylu’nun da son televizyon yayınında Ağar için “49 saat durmam, istifa ederim” sözlerini onaylamış oldu.

Sedat Peker videolarında söz edince Türkiye gündemine “yeniden” taşınan Azerbaycan kökenli Türk iş insanı Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Bodrum Yalıkavak’taki marinası da epeyce kurcalandı.
Şimdilerde “ameliyat olduğu söylenen” Mehmet Ağar’ın iyileşir iyileşmez ilk işi marina yönetim kurulu başkanlığından istifa etmek olduğunu daha önce yazdım.
Ardından marina ile ilgili Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) şikâyeti üzerine açılan dava yoluyla “kayyum” atanmasını da bekliyorum.

Gurbanoğlu’nun başına gelenleri a3haber’in geçtiğimiz yılın ortalarından bu yana yaptığı haberlerde okuyabilirsiniz.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem “yakınındaki” Gurbanoğlu’nun yaşadıkları asla “tesadüf” değil.
İşte tam da bu yüzden Gurbanoğlu olayı, Erdoğan’ın siyasete başladığı günden bu yana “yol kazasına uğrayanlara” iyi bir örnek.

Pek çoğumuz Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) ile Erdoğan ailesinin yakınlığının 2013-2014 yıllarında başladığını düşünüyor.
Nedeni de aşağıdaki fotoğraf.

Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu), Mustafa Erdoğan ve Mehmet Ağar’ın da bulunduğu fotoğraf hafızalarımızda daha çok yer ettiği için ilişkiyi de öyle yorumluyoruz.
Oysa daha eskilere dayanan tanışıklık var.

Katar Şeyhi el Sani’nin hediyesi olan Boeing 747-8 tipi özel uçağın yanında Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın açıklamasına göre Cumhurbaşkanlığı’nın envanterinde sekiz uçak var.
Genelkurmay, Emniyet ve bakanlıkların VIP uçaklarıyla birlikte bu sayının 14-15 olduğu söyleniyor.
Çoğumuzun bildiği gibi, seçimlere bir hafta kala başbakan, bakan ve milletvekilleri, seçime bir hafta kala devlete ait bu makam araçlarını kullanamıyor.

Bu yasak 2018’deki Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde delindi.
Yüksek Seçim Kurulu aldığı kararla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “milletvekili olmamasını” gerekçe göstererek yasak kapsamından çıkardı.
Böylece Tayyip Erdoğan “AKP Genel Başkanı” ve aday olmasına karşın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla havuzdaki uçak, helikopter ve makam araçlarından seçim gününe kadar kullandı.

Şimdi biraz geriye doğru gidelim.
Türkiye 12 Haziran 2011’de milletvekili genel seçimleri yaptı.
Henüz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmemiş.
Recep Tayyip Erdoğan AKP Genel Başkanı ve Başbakan sıfatıyla seçim çalışmalarını yürüttü.
Erdoğan’ın liderliğindeki AKP 49,83’lük oy oranı ile seçimlerden galip çıktı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun yasakları 2011 seçimlerinde geçerliydi.
İşte bu yasaklar yüzünden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 6 Haziran 2011’de Çankırı’da yapacağı miting için devlet olanaklarını kullanmadı.
Bu nedenle de kiralanan özel bir uçakla Ankara’ya, yine kiralanan özel helikopter ile Ankara’dan Çankırı’ya geçti.
Ajanslar Erdoğan’ın bu seyahatini fotoğrafladılar.

Haberlere göre dönemin AKP Genel Başkanı ve Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Çankırı da yapacağı mitinge gitmek için özel bir şirkete ait TC- MMG kuyruk tescilli, Dassault Falcon 900EX tipi uçağı kullanmıştı.
İşin püf noktası tam da burası.
Kiralandığı söylenen o şirketin tam adı Palmali Hava Taşımacılığı A.Ş.
Sahibi de Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu).

Zaten uçağın kuyruk tescili TC-MMG.
Yani Mubariz Mansimov Gurbanoğlu.
Yani AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) tanışıklığı 2011 seçimleri öncesinde de var.
AKP, Gurbanoğlu’nun şirketine ne kadar ücret ödedi ya da ödedi mi bilmiyoruz?
Anayasa Mahkemesi’nin siyasi parti denetlemeleri raporlarında detaylı bilgi olmadığından böyle bir sonuca ulaşmak da mümkün değil.

Sonra ne oldu?
Gurbanoğlu ile Erdoğan ilişkisi ilerledi.
2013’de Erdoğan ailesine ait BMZ şirketi ile Gurbanoğlu’na ait Palmali şirketi beş gemi yapımı için anlaşma imzaladı.
Kasım 2014’de ise o meşhur fotoğrafın çekildiği gemilerin suya indirme töreni yapıldı.

2016’ya gelindiğinde Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) sadece denizcilik sektöründe değil, Türkiye’nin turizm sektöründe de önemli bir insanken aksilikler başladı.
Kimilerine göre ticari, kimilerine göre ise siyasi kararlarla Gurbanoğlu’nun yatırımlarına bugünün moda deyimi ile “çökülmeye” başlandı.
Rusya ve Azerbaycan devlet petrol şirketleri ile olan anlaşmalı iptal edildi.
Türkiye ve yurt dışında davalar açıldı.
Sonunda 2019’da başlayan soruşturma ile Gurbanoğlu “terör örgütü üyesi olmak” suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı.
2020’da “örgüte yardım etmekten” beş yıl ceza verildi.
Gurbanoğlu’nun adı Sedat Peker’in videolarında geçince yeniden gündeme geldi.

Milyonlarca kişinin izlediği videolar sonrasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sahip çıkması işte tam da bu yüzden “tesadüf” değil, aksine 2023 seçimleri için “izlediği stratejinin” ürünüdür.
Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) ipini çeken bizzat Rusya Devlet Başkanı Putin’dir.
Çünkü Gurbanoğlu ekonomik olarak güçlenmesinin yanında gün geçtikçe Azerbaycan’da da önemli siyasi figür haline gelmişti.
Yaşananlar, Azerbaycan’da düşük profilli ve kendine yakın yönetim isteyen Putin’in bu isteğinin hem Bakü hem de Ankara’dan desteklenmesi nedeniyledir.
O yüzden de Mehmet Ağar’a “ricacı olan” devlet başkanı perde arkasında Putin’dir.
Rusya Devlet Başkanı Putin ve oligarkları hem Avrasya’yı hem de Doğu Avrupa’yı yeniden şekillendirmek istemektedir.
2023 seçimlerine yetişir mi orası bilinmez.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar