Reklam
Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Kararı siz verin: Kimilerine göre kahraman kimilerine göre itirafçı

10 Haziran 2022 - 10:22

Asıl adıyla Reis Sedat Peker.
2014’de cezaevinden çıktıktan sonra AKP iktidarının en büyük destekçilerinden biriydi.
Ocak 2016’da yayınlanan Barış İçin Akademisyenler Bildirisi üzerine akademisyenleri ölümle tehdit etmiş ve “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” demişti.
Yıllar sonra Türkiye dışından yayınladığı videolarda bu konu ile ilgili “Barış akademisyenliği diye anlamadım. Terör örgütlerine direkt destek anladım. Benden özür dilememi bekliyorlarsa o zaman bir açıklama yapacaklar. İki satır yazı yazsınlar. (Biz kardeşim terör örgütüne destek için bunu yazmadık) O zaman ben normal özür de dilemeyeceğim ya hayvanlık etmişiz hakkınızı helal edin diyeceğim” diye konuştu.

Sadece bu kadar da değil.
2017’de referandum öncesi Almanya’nın “evet” mitingi yapacak olan AKP’li bakanlara yasak uygulamasının ardından “Avrupa’nın her noktasında Gezi olaylarından çok daha beter olan şeyleri nasıl yapabileceğimizi, o gün geldiği zaman tam olarak öğrenecekler” dedi.
Aynı Sedat Peker, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör diyenlere yönelik “Sayın cumhurbaşkanımızın bu dünyadaki misafirliği biterse, onlar diktatör neymiş görecekler. Yüce Allah’ın izniyle onlara yakınlık duymuş, onlarla yol almış, onlarla daha sonrasında yolunu ayırmamış bütün herkesi en yakın bayrak direklerine asacağız. En yakın ağaçlara asacağız” sözleriyle kamuoyunun gündemine gelmişti.

Şubat 2020’’de “bir suç işlemediğini ve yurt dışına kaçmadığını, üniversite okumak için birkaç aydır Balkan coğrafyasında olduğunu” duyurdu.
Daha sonra ise Hazine ve Maliye eski Bakanı ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak için “Beni yok etmek istiyor” dedi ve yurtdışına çıkma sebebinin bu olduğunu açıkladı.
Peker Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde uzun süre kaldı.
Aşağı yukarı bir yıl sonra Kuzey Makedonya İçişleri Bakanlığı’na ait resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Sedat Peker’in sınır dışı edildiği açıklandı.
Peker’in yeni yaşam merkezi artık Kosova’ydı.

İstanbul emniyeti tarafından başlatılan operasyon sonrası “arananlar” listesine adı giren Sedat Peker, Kosova’daki günlerini önce Fas, ardından da Dubai’de sürdürmek zorunda kaldı.
Dubai’de bulunduğu dönemde videolar çekerek sosyal medyada yayınlayan Peker, anlattıkları ile Türkiye’nin gündemine oturdu.
Peker’in “asıl hedefindeki” kişi Balkanlar’dan kısa sürede Türkiye’ye döneceği sözü verdiğini iddia ettiği İçişleri Bakanı Süleyman Soylu idi.
AKP iktidarı içinde yuvalanan ve yasa dışı pek çok işe bulaştıklarını söylediği onlarca kişi, kurum, dernek ve oluşum hakkında iddialarda bulundu.
Kendisi için de “Ben kurtarıcı değilim. Siz bana intikamımı almamda yardımcı olacaksınız” diyerek asıl amacını da ortaya koydu.
Gerçekten de öyle.
Peker, 2014’den bu yana iktidarın yanında ve bir sürü kirli ilişki ağı içinde olan biriydi.

Sedat Peker’in açıklamaları toplumda şaşkınlık ve hayret yaratırken, anlattıkları ile ilgili bugüne kadar doğru dürüst bir soruşturma açılmış değil.
Bunun yanı sıra Sedat Peker de kendisine konulduğunu söylediği “yasak” nedeniyle uzun süredir video çekip yayınlayamıyor.
Ortada çıkan bu durum anlattıkları ile birlikte Sedat Peker’i de tartışılır hale getirdi.
Toplumun bir bölümü Sedat Peker’i “halk kahramanı” olarak görürken, diğer bir bölümü ise “suç örgütü liderliği” vasfına vurgu yaptı.
Birkaç kez yazdım ama yürüyen tartışmalardan sonra bir kez daha yazma gereği hissettim.
Bence de Sedat Peker halk kahramanı değildir.
İddialarını emniyet ya da savcılıkta yazılı olarak verseydi “etkin pişmanlıktan” yararlanarak birlikte işledikleri suçlar nedeniyle daha az ceza alırdı o kadar.
Ve bence Sedat Peker bildiklerinin ancak onda birini anlattı.
Daha doğrusu işine gelenleri ya da kendi deyimiyle “intikam almasında” yardımcı olanları.

Neden mi?
Sedat Peker yayınladığı videolarda iki isimden söz etti ancak daha sonra her iki konuya da bir daha hiç değinmedi.
Bir konuda ise hiç konuşmadı.
Bunlardan ilki Mubariz Gurbanoğlu’nun (Mansimov) yaşadıkları.
İkincisi ise yakın arkadaşı ve evinde kontrol altındayken öldürülen İzmir’de görülen “FETÖ BORSASI” sanığı AKP İzmir İl eski Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş.
Hiç konuşmadığı ise Kocaeli’nde tıpkı Ahmet Kurtuluş gibi ev hapsinde iken öldürülen Kaan Şensoy cinayetinin ilişki ağları.

İlkinden başlayalım.
Sedat Peker, İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar’ı Mubariz Gurbanoğlu’na (Mansimov) ait Bodrum Yalıkavak’taki marinaya çökmekle, bunu yapabilmek için de Gurbanoğlu’nu “FETÖCÜ” ilan etmekle suçladı.
Ayrıca, Ağar’ın marinadan kokain sevkiyatı yaptığını ve Gurbanoğlu’nu ceza evinde öldürtmek için Lotu Quli lakaplı Nadir Salifov’un tutulduğunu söyledi.
Peker, yaşanan olayı “Organize Şube polisini öldüren bu adamı deportu kaldırıp Türkiye’ye getirdi derin devletimizin başı. Niçin biliyor musunuz, Mübariz Mansimov’u öldürtmesi için… Guli ne oldu biliyor musunuz? Öldü! Aradı, ben dedi, Türkiye’ye gidiyorum. Türkiye’de biraz kalıp çıkmıştı. Gitme dedim, ben orada yokum, sıkıntı yaşayabilirsin. Dedi, ben güçlüyüm, Mehmet abiyle aram çok iyi, dedi. Geldi, haftası dolmadan öldürüldü…” diye anlattı.
Mubariz Gurbanoğlu (Mansimov) Sedat Peker’in videolarında anlattığı konularla ilgili ““Sedat Peker’in söylediği her şey doğrudur” dedi.
Gurbanoğlu ayrıca “Tutukluluğumun 15. günü filandı. Avukatı bana, ‘Reis yapabileceğimiz bir şey var mı?’ diye soruyor. Yapabileceğimiz bir şey varsa yanındayız, onu seviyoruz’ dedi” diyerek yardım teklif edildiğini de söyledi.

Mubariz Gurbanoğlu’nun (Mansimov) söylediği avukat ziyareti ile Lotu Quli’nin cinayet için “ayarlandığı” iddialarına ek yapmak gerekir.
Gurbanoğlu’nu öldürmek isteyen “güçler” bunu ceza evinde gerçekleştirmek için de “tedbir” almıştı aslında.
Sedat Peker de bunu biliyordu.
Kim bilir belki de avukatını bunun için yolladı.
Belki “uyarmak” istedi belki de “korumak” için teklif götürdü.
Mubariz Gurbanoğlu (Mansimov) konusunda bir daha konuşmaması bu nedenle olabilir mi?

Gelelim ikinci konuya.
Sedat Peker’in de “yakın” arkadaşı olan, İzmir’deki “FETÖ BORSASI” davasının sanıklarından, ev hapsindeyken cinayete kurban giden AKP İzmir İl eski Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş.
Yayınladığı videolardan birinde Ahmet Kurtuluş’tan da söz etti.
Peker, “Rahmetli Ahmet Kurtuluş iyi bir insandı. FETÖ borsası işinde bürokratlar, siyasiler ve istihbaratçılar tarafından kullanıldı ve alınan paralardan ona hiç pay verilmedi. Bu olayı tüm detaylarıyla anlattığımda zannederim ki gündem çok karışacak… Yüksek mevkideki bürokratların ve siyasilerin kurtarılabilmesi için Ahmet kardeşimi öldürttüler. Türkiye’nin belki de en büyük ifşaatlarını yapan bir kişiyi, mahkeme itirafçı olarak serbest bıraktığı halde Ahmet kardeşime hiçbir polis koruması verilmedi… Tüm bunlar Süslü Sülü’nün İçişleri Bakanlığı döneminde oldu” dedi.

Sedat Peker, Ahmet Kurtuluş hakkında çok şey biliyor.
İlişkileri, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren dava dosyalarında var.
Örneğin dinlemeye takılan telefonlardan elde edilen 13 numaralı kayıtta Sedat Peker Adapazarı’nda bulunan Ahmet Kurtuluş’u arar. Silivri’de düzenlenecek Karadenizliler Hamsi Şöleni için davet eder. Kurtuluş, kendinin katılamadığını söylediği şenlik için kendi cebinden dört otobüs kiralar ve Adapazarı’ndan gitmek isteyenleri Silivri’ye yollar.

Bir başka örnek.
Yine dinlemeye takılan telefonlardan elde edilen 15 numaralı kayıtta Sedat Peker Ahmet Kurtuluş’u arayarak kendisiyle tanıştırdığı Neco isimli kişinin nasıl biri olduğunu sorar. Kurtuluş’un “namuslu biri” dediği Neco ile birlikte bir gün çay-kahve içmeye çağırabileceğini söyler. Ayrıca bir arsa konusunda Ahmet Kurtuluş’tan yardım ister. Kurtuluş yüzde 99 sorunu çözeceğini vurgular. Ahmet Kurtuluş’un ifadelerine göre sözü edilen arsa Bodrum girişinde havaalanı yakınındaki devre mülk dairelerden biridir. Telefonda Neco olarak ismi geçen kişinin de Necati Arabacı olduğunu söyler.
Peker’in sorduğu Necati Arabacı kimdir?
Ahmet Kurtuluş’un bir şirketinin “gizli” ortağı ve Almanya’da faaliyet gösteren, sık sık uyuşturucu ticareti, adam yaralama ve şantaj suçlarıyla gündeme gelen “Hells Angels” motosiklet çetesinin önemli isimlerin biri.
Almanya hükumeti tarafından sınır dışı edildi.
Sedat Peker’in her ay 10 bin dolar verdiğini iddia ettiği siyasetçinin de sıkı fıkı olduğu “Osmanen Germania” adlı faşist örgütle de bağlantılı.

Sedat Peker’in “merak” ettiği Necati Arabacı, Ahmet Kurtuluş’un yargılandığı dava dosyasında başka bir yerde daha geçiyor.
Dinlemeye takılan telefonlardan elde edilen 16 numaralı kayıtta Yaşar Acar, telefonla aradığı Ahmet Kurtuluş’a Necati Arabacı ile Veysel Şahin’i soruyor. Devletle bir sıkıntıları olduğunu belirterek, kurtulma şansları olduğunu bu konuda görüşmek istediğini aktarıyor. Ahmet Kurtuluş ise bu konudaki ifadesinde ağabeyi Şaban Kurtuluş’un Yaşar Acar’a olan borcunu devraldığını, borcu ödeyemeyince ortağı Mustafa Karslı’yı araya soktuğunu ve borcu ertelettiğini, bir sorun yaşamadığını Yaşar Acar’ı bu yolla tanıdığını söylüyor.

Ahmet Kurtuluş’un borcu için aracılık yapmak istediğini söylediği Mustafa Karslı, Sedat Peker’e yönelik İstanbul merkezli operasyonda göz altına alınanlardan biri.
Her ne kadar Sedat Peker “tanımadığını” söylese de Mustafa Karslı operasyon sonrası tutuklandığı cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.
Yaşar Acar’ın “devletle olan sorunlarını çözebileceğini” söylediği iki isim ise Necati Arabacı ve Veysel Şahin.
Necati Arabacı’nın kim olduğunu anlattım.
Peki ya Veysel Şahin?
Sanal bahis sektörünün Kıbrıs’taki Halil Falyalı’dan sonraki ikinci büyük baronu.
Halil Falyalı suikast sonucu öldürüldü.
Veysel Şahin ise cezaevinde.
Demek ki “devletle sorunları” çözülememiş.

Ve en büyük tartışmalardan biri.
Sedat Peker ile Halil Falyalı görüştü mü?
Falyalı’nın kardeşi “Sedat Peker görüşmek istedi ama ağabeyim kabul etmedi” derken, Peker cephesinden ise böyle bir görüşme talebi olmadığı, o tip insanlarla Sedat Peker’in görüşmeyeceği açıklandı.
“Sır minibüs: Halil Falyalı ile buluşan Sedat Peker ve Ahmet Kurtuluş ne konuştu?” başlıklı yazımda Peker ile Falyalı’nın Kıbrıs’ta bir minibüste görüştüğünü yazdım.
Bu iddiamı da “FETÖ BORSASI” davasının gizli tanığı Spil’in iddialarına dayandırdım.
Her iki taraf da bu görüşmeyi neden kabul etmedi acaba?
Sedat Peker’in Ahmet Kurtuluş ile ilgili bir daha konuşmamasının ardından bu ilişki ağlarının ortaya çıkma endişesi olabilir mi?

Gelelim Sedat Peker’in hiç söz etmediği üçüncü konuya.
Kaan Şensoy.
Kocaeli’nde bir dönem büyükşehir belediye başkanlığı ve milletvekilliği yapmış Sefa Sirmen’in oğlu Tolga Sirmen’in eski ortağı.
Ticari hayatı sıkıntıya giren Kaan Şensoy her geçen gün artan borçlarını döndüremez hale gelince tefecilerin eline düştü.
Tefecilerin alacaklarını “tahsil etme” yöntemleri belli.
Daha yüksek faizle yeniden borç vermek ve sonunda mallarına çökmek.
Öyle de oldu zaten.
Kaan Şensoy’a çökme operasyonu ne tuhaftır ki İzmir “FETÖ BORSASI” dava dosyaları arasında da var.
Elbette baş rolde Ahmet Kurtuluş.
Dinlemeye takılan telefonlardan elde edilen 16 numaralı kayda göre Sedat Peker’in “tanımadığını” söylediği Mustafa Karslı Ahmet Kurtuluş’u arayarak gönderdiği telefon numarasının sinyalinden “yerini” öğrenmek ister.
Kurtuluş da isteği dönemin İzmir İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen’e aktarır.
Ahmet Kurtuluş da Dikmen’in sinyal bilgisinden elde ettiği adresi Mustafa Karslı’ya bildirir.
Sonrasında ne olur?
Ahmet Kurtuluş’tan aldıkları adresle Kaan Şensoy’un babası İsmet Şensoy’a ulaşan Mustafa Karslı ve adamları baba Şensoy’u kaçırır.
Yuvacık Barajı yakınlarındaki dağ evinde tehdit edilen İsmet Şensoy, üzerine kayıtlı evi zorla Mustafa Karslı’nın gösterdiği kişiye devreder.
Tefecilere elbette para yetmez.
Ve sonuçta Kaan Şensoy başka bir suç nedeniyle evinde elektronik kelepçe ile cezasını çekerken Erhan Dalbudak tarafından öldürülür.
Dalbudak müebbet hapisle cezalandırılırken, cinayetin ardındaki “güç” ise bulunamaz.
Kaan Şensoy cinayetinin perde arkasını “Peker’in anlat(ma)dıkları” başlıklı yazımda ayrıntıları ile anlattım ve Kaan Şensoy’un Sedat Peker’le yaptığı görüşme sonrası çektirdikleri fotoğrafı da yayınladım.
Sedat Peker’in borçları için görüştüğü, birlikte fotoğraf çektirdiği Kaan Şensoy cinayeti hakkında bugüne kadar “tek bir kelime bile etmemesi” sizce de manidar değil mi?

Yayınladığı videolarla “bilmediğimiz” konularda açıklamalar yapan Sedat Peker Türkiye’de yine tartışılıyor.
Bu kez açıklamaları ile değil, konumu ile.
Kimileri Sedat Peker’i “halk kahramanı” olarak görüyor kimileri ise “itirafçı” gözüyle bakıyor.
Bana göre de Sedat Peker’in itirafları önemli.
Enine boyuna araştırılmalı, soruşturma açılmalı, kim ne yapmış ise adalet önünde sonuna kadar hesabını da vermeli.
Sedat Peker, sonuçta iktidar içinde yuvalanmış grubun önemli zamanlarda “tetikçiliğini” yapmış ve kendisine verilen sözlerin “tutulmaması” nedeniyle “intikam” almaya karar vermiş Türkiye’nin önemli mafya figürlerinden biri.
Yukarıda verdiğim üç örnek ve bunca yaşananlardan sonra Sedat Peker kahraman mı yoksa intikam peşinde koşan itirafçı mı?
Karar sizin…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar