Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Kendini de anlatır mı: Yapacağı açıklamalar toplumun psikolojisini nasıl bozacak?

13 Ağustos 2021 - 10:03

Sedat Peker’in önce videolarında, sonrasında da Twitter üzerinden paylaştığı olaylarla ilgili tartışmalar hız kesmiyor.
Zaman zaman, açıkladıkları kadar açıklamadıkları da sorgulanıyor.
“Kendini korumak” olarak kullandığı söylenen anlatmadıklarına bir örneği “Kocaeli’nde öldürülen Kaan Şensoy ile nasıl bir ilişkisi vardı?” başlıklı yazımda anlattım.
Yazının yayınlandığı gün ilginç bir gelişme yaşandı.

Sedat Peker ile Kaan Şensoy’u “alacak verecek” yüzünden bir araya getiren ve Kaan Şensoy’un önemli miktarda para, ev, otomobil alışverişi yaptığı Mustafa Karslı cezaevinde hayatını kaybetti.
Mustafa Karslı son Sedat Peker operasyonunda gözaltına alınarak tutuklanmış ve Maltepe Cezaevi’nde hâkim karşısına çıkmayı bekliyordu.
Mustafa Karslı’nın Covid-19 virüsü kaptığı, cezaevinde tedavi görürken fenalaştığı ve kaldırıldığı Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybettiği açıklandı.
Tıpkı TBMM Cumhurbaşkanlığı danışmanı iken adı uyuşturucu kaçakçıları ile girdiği ilişkiyle bilinen eski AKP milletvekili Prof. Burhan Kuzu gibi.
O da aniden Covid-19 virüsü kapmış ve hayatını kaybetmişti.
Benzerlik ilginç.
Tesadüf olup olmadığı konusu ise muamma.
Burhan Kuzu’nun ölümü ne kadar şüpheli ise bence Mustafa Karslı’nın ölümü de o kadar şüpheli ve araştırılması gereken bir olaydır.
Çünkü Karslı, söylenenin aksine Sedat Peker ve çevresinin ilişki ağlarını en iyi bilen isimlerden biriydi ve sırlarıyla gitti.

Biz gelelim Sedat Peker’in anlatmadıklarından ikinci örneğe.
Sedat Peker 1 Temmuz 2021’de Twitter üzerinden paylaşım yaptı.
Paylaşımları, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2019/8 esas sayılı “FETÖ BORSASI” diye bilinen dosyanın şüphelilerinden AKP İzmir İl eski Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ile ilgiliydi.
Ahmet Kurtuluş, ağabeyi Şaban Kurtuluş’un çocukluk arkadaşı Sedat Peker ile iyi görüşüyor ve sık sık da buluşuyordu.
Ahmet Kurtuluş, Mayıs 2018’de tutuklandıktan sonra 26 Ekim 2018’de evinde elektronik kelepçe ile adli kontrol altındayken 31 Mayıs 2019’da “polis kılığında” gelen Yener Toga tarafından vurularak öldürüldü.

İşte Sedat Peker de Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesiyle ilgili 1 Temmuz 2021’de aşağıdaki Twitter mesajlarını paylaştı:

Ondan sonrası sessizlik.
Aradan haftalar geçti ama Peker bir daha bu konuya dönmedi.
Unuttu mu?
Sanmam…
Birileri haber gönderip “yazmamasını” söylemiş olabilir mi?
O da pek ihtimal dahilinde değil.
Neden derseniz yazmaya devam edeyim.

Ahmet Kurtuluş, AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı iken de öncesinde de Sedat Peker ile samimi ilişkiler yürüten bir isim.
Zaten ilişkilerinin yakınlığını yargılandığı davada hem polise hem de savcıya uzun uzun anlatmış.
Sedat Peker İzmir’e geleceği zaman ona özel uçak kiralayacak, Kocaeli’ndeki çiftlik evinde birlikte mangal partileri yapacak kadar samimi bir ilişki bu.
Ancak bütün bunlar Sedat Peker’in Ahmet Kurtuluş hakkında bildiklerini kamuoyu ile paylaşmasında yeterli değil.

İki anlatım ile bunun nedenini açıklayayım.
Birincisi Ahmet Kurtuluş’un sonradan avukatlığını üstlenen Özgür Senger, kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, “Sedat Peker Ahmet Kurtuluş’un öldürüleceğini biliyordu. Ölümünden bir-iki gün öncesi birlikte tatil planı yapıyorlardı. Cenazesine gelmedi, hiçbir arkadaşını da göndermedi. Sadece çelenk yolladı. Eşini bile olaydan iki gün sonra arayıp sadece başsağlığı diledi” dedi.

Avukat Özgür Senger, Ahmet Kurtuluş’un tutuklu olduğu sırada avukatlığını üstlenen bir hukukçu.
Kurtuluş’un avukatlığını üstlenmelerini de şöyle anlatıyor:
“Ahmet Kurtuluş ile aynı koğuşta kalan müvekkilimize söylemiş. O da bize iletti ve biz de Ahmet Kurtuluş ile cezaevinde görüştük. Bize Benim burada konuştuklarım kısa sürede İzmir ve Ankara’daki bazı isimlere ulaşıyor. Bu yüzden avukatım ile aramızda güven sorunu oluştu.”
Avukat Senger, Ahmet Kurtuluş’un avukatlığını üstlenmeden önce Kurtuluş’un Temmuz 2018’de savcılığa bildiği her şeyi anlatacağına dair dilekçe verdiğini, kendilerinin dosyaya ulaşmalarından sonra öğrendiklerini de vurguluyor.
Aslında Ahmet Kurtuluş, tutuklandıktan iki ay sonra “itirafçı” olmaya karar vermiş zaten.

Peki, Ahmet Kurtuluş’un “aramızda güven sorunu oluştu” dediği isim kim?
Avukat Kazım Kabadayı.
Aynı zamanda Ankara Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı.
Kendisi hakkında ayrıntılı bilgilere internetten ulaşabilirsiniz.

Ahmet Kurtuluş’un avukatı Özgür Senger’in anlatımlarına göre, Ahmet Kurtuluş savcılığa dilekçe vererek “bildiklerini anlatacağını” söyledikten üç-dört gün sonra Avukat Kazım Kabadayı ile bir başka isim Kurtuluş’u kaldığı cezaevinde ziyarete geliyor.
Kabadayı’nın yanındaki isim, bir dönem MİT İzmir Bölge Başkanlığı yapan, “FETÖ BORSASI” soruşturmasında adı geçmesinden sonra ise emekli edilen eski istihbaratçı Gürbüz Yüksel.

Gürbüz Yüksel cezaevi girişinde beklerken, Avukat Kazım Kabadayı ise Ahmet Kurtuluş ile görüşüyor.
Ne konuştuklarını bilen yok.
Sadece Avukat Özgür Senger’in, “Ziyaret ile ilgili HTS kayıtlarına bakıldığında ziyaretin yapıldığı görülecektir” sözleri var.
Avukat Senger, Ahmet Kurtuluş’un bildiklerinin yüzde birini anlattığını düşündüklerini ve o yüzde bir ile bile sekiz ayrı soruşturma açıldığını da sözlerine ekliyor.

Avukat Özgür Senger’in anlattıkları neden önemli?
Çünkü bu konu Ahmet Kurtuluş’un çok yakınındaki bir isimle görüşürken gündeme gelmiş ve benzer tespitler dinlemiştim.
Bunları anlatanın adı “Şükrü” olsun.
“Şükrü”, Ahmet Kurtuluş ile Sedat Peker’in arasından su sızmayacak derecede arkadaşlık olduğunu biliyor ve tanık olmuş.
Hatta Sedat Peker’in İzmir’de eski bir siyasetçi/bürokrata gönderdiği “yakut” kolye takımını bizzat kendisi teslim etmiş.
Eğer Sedat Peker açıklarsa hep birlikte bu ismi öğreniriz.

“Şükrü”nün anlatımlarına göre, cezaevindeki Ahmet Kurtuluş ile görüştükten ve onun isteği üzerine telefonla Sedat Peker’e çok yakın bir isim olan Alpaslan Aslanca’yı arıyor.
Ahmet Kurtuluş’un çok yalnız bırakıldığını ve Sedat Peker’in neden onunla ilgilenmediğini soruyor.
Alparslan Aslanca’nın Sedat Peker’e yakınlığını anlamak için aşağıdaki ilana bakmanız yeterli.

Yine “Şükrü”nün anlatımına göre, kendisini dinleyen Aslanca, “Birazdan döneceğim” diyerek telefonu kapatıyor.
On dakika sonra telefon ile geri aradığında ise, “Reis bu konuda (Ahmet bo..a battı, ondan uzak durun) dedi. Bu yüzden sen de uzak dur” diyerek telefonu kapatıyor.
Bitmiyor ama…
Alpaslan Aslanca iki gün sonra İzmir’e geliyor.
Şoförlüklerini de Ahmet Kurtuluş’un şoförü, “FETÖ BORSASI” soruşturmasının gizli tanığı “SPİL” olarak bildiğimiz Ufuk Gürbüz yapıyor.
İzmir İnciraltı’ndaki bir kafede Aslanca kimlerle buluşuyor dersiniz?
TBMM eski Başkanı ve son Başbakan İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın korumalarıyla.
Çaylar, kahveler içiliyor ve korumalar ile kafeden çıkan Aslanca bir süre ortadan kayboluyor.
Biriyle görüşüyor mutlaka ama kim, onu henüz bilemiyoruz.
Sadece sizin gibi tahmin edebiliyoruz.
Alpaslan Aslanca bir gün kaldığı İzmir’den geri dönüyor.
Bütün bunları ziyaretinde Ahmet Kurtuluş’a anlattığını söyleyen “Şükrü”, Kurtuluş’un inanmadığını, (Reis bunu nasıl yapar? Olmaz öyle şey) diye hayıflandığını söyledi.

Ahmet Kurtuluş’un avukatı Özgür Senger’in anlattıkları ile Kurtuluş’a çok yakın yakın isim “Şükrü”nün anlattıkları aslında birbirini tamamlıyor.
Tek farkla.
Avukat Senger, Sedat Peker ile Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesinden bir iki gün öncesine kadar tatil planı yaptığını söylerken, “Şükrü” aralarının çoktan açıldığını anlatıyor.
“Şükrü”, Avukat Senger’in de söylediği gibi Sedat Peker’in Ahmet Kurtuluş’un cenazesine gelmemesini doğrularken, “Telefon ile herkesi uyardılar. Sedat Peker’e yakın tek bir ismin bile cenazeye katılmamasını istediler” diyor.
İki ismin anlattıklarına bakılacak olursa, Sedat Peker’in Ahmet Kurtuluş konusunda uyarıldığı, uzak durmasının tembihlendiği gerçek.
Peki kim uyardı?
Bu uyarıdan sonra Peker’e yakın isim olan Alpaslan Aslanca’nın İzmir’e gelmesi tesadüf mü?
Sedat Peker Ahmet Kurtuluş’un öldürüleceğini bilmese bile, gözden çıkarıldığını öğrendi ve kendisini korumayı mı aldı?
İşte bu soruların yanıtları Sedat Peker’de.
Ne kadarını anlatır ne kadarını saklar bilemiyorum.
Bildiğim Ahmet Kurtuluş’un öldürülmesi “sıradan” bir cinayet değil.

Ahmet Kurtuluş cinayeti ile ilgili uzun zamandır elimde tuttuğum bir belge de yaşananlardan sonra yeniden aklıma geldi.
Olay sonrası yaşanan pek çok ilginçlik var.
Cinayet soruşturmasının uzun süre Fikri ve Sınai Haklar Savcılığı tarafından yürütülmesi elbette en büyük soru işareti.
Ancak bir başka konu daha var ve hep kafamı kurcaladı.

Aşağıdaki belge Olay Yeri İnceleme Formu.
Ahmet Kurtuluş cinayetinden sonra evi inceleyen ekipler gerekli işlemi yapıyor.
Ne olur ne olmaz, unutulan başka bir delil olabilir diyerek ikinci bir inceleme daha yapılmak üzere Kurtuluş’un evine yeniden gidiliyor.
Evrakta aynen şöyle yazıyor:
“Şaban Kurtuluş nezaretinde (Ahmet Kurtuluş’un ağabeyi) kasa alt kapağı üzerinde bulunan kilit ile alt kapak açıldı. Kasa içerisinde bulunan evraklar okunmadan yapılan kontrolde, kasa içerisinde çeşitli evraklar, fotoğraflar, video kamera kasetleri, takı ve bayan kol saati olduğu görüldü. Kasa üst kapağının kilitli olmasından dolayı kasa kapağı açılamadı. Kontrol edilen eşyalar tekrar kasa içine konuldu…”

Takıları ve kol saatini anladık.
Peki o evraklar, fotoğraf ve video kamera kasetleri kasada ne arıyordu?
Hadi düğün, doğum günü fotoğraf ve videoları diyelim.
Normalde kasanızda mı saklarsınız?
Bütün bu soruların yanıtı, aslında o evrak, fotoğraf ve video kasetlerde ne olduğuna bağlı.
Belki de Ahmet Kurtuluş için çok önemli bilgi ve belgeler vardı?
Bakılıp tutanağa geçmediği için doğal olarak “şüphe” ile bakmak gerekiyor.
Ve belki de en önemli soru.
O kasanın içinde bakılmayanlar ile açılamayan kasada neler vardı?
Böyle bir soruşturmada “atlanacak” detay mı?

Sedat Peker’in “anlatacağım” dediği Ahmet Kurtuluş cinayeti, aslında Türkiye’de bir dönem yaşanan “karanlığın” kendisi.
Ve Peker bu işlerin ne kadar “içinde” olduğunu anlatmadıkça, Twitter’dan izleyip dururuz.
“Reis” ne kadar konuşur?
Bence onu kendisi de bilmiyor…

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Selin
    2 ay önce
    Serdar Bey , ne demeli bilmem kü. Büyük gazetecisiniz. Emeğinize sağlık

Son Yazılar