Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Kuşkulu ilişkiler: Hudson Enstitüsü ve OFAC ziyaretinin amacı neydi?

17 Eylül 2021 - 11:29

20 Aralık 2019’da eski çalışanlarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdikleri dilekçe sonucunda Azerbaycan kökenli Türk vatandaşı Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında “FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğuna dair” soruşturma açıldı.
Dilekçeyi verenler Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) şikâyeti üzerinde haklarında “nitelikli dolandırıcılık” davası açılan Fatih Berber, Alaattin Aykaç, Mehmet Ercil, Ali Kemal Çelikten.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/216905 sayılı soruşturmasını davaya çevirdi.
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) 17 Mart 2020’de de tutuklandı, yargılama sonunda örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım ettiği gerekçesiyle beş yıl hapis ile cezalandırıldı.
Bu konuda a3haber’de yayınlanan detaylı pek çok yazı var.

Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) eski çalışanlarının ihbarı ile açılan soruşturmada Mehmet Ercil’in ifadesinin bir bölümünün ayrıldığını, yeni soruşturmanın da üzerindeki “gizlilik” kararının kaldırılması sonucu ortayı çıktığını bir önceki “Hedef Erdoğan ailesi” başlıklı yazımda uzun uzun anlattım.
O yazının sonunda bazı isim, olay ve konuları ayrıntısıyla baktığımızda ilginç sonuçlara ulaşacağımızı da belirttim.

Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) açılan soruşturma “Devletin güvenliğine ve siyasal çıkarlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” olarak belirtilmişti.
Ayrıntılarını bir önceki yazımda bulabileceğiniz soruşturmada şimdi o ilginç detaylara değinelim.
Mehmet Ercil’in İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği ifadede ABD’den iki kurumun ismi geçiyor.
Bunlardan biri Hudson Enstitüsü diğeri ise OFAC.
Kimdir bu kurumlar, ne iş yaparlar?

Hudson Enstitüsü Herman Kahn tarafından New York’ta kurulan sağ eğilimli ABD düşünce kuruluşudur.
DuPont, Sandoz, Ciba-Geigy, Procter & Gamble gibi çokuluslu şirketler tarafından maddi olarak desteklenmektedir.
Hudson Enstitüsü’nün siyasal anlamda destekleyicileri ve uzmanları arasında pek çok eski CIA (Amerikan Gizli Servisi) ajanı bulunmaktadır.
Özetle, Hudson Enstitüsü Amerikan gizli servisi CIA’nın siyasal düşünce kuruluşudur.

Gelelim OFAC’a.
OFAC, The Office of Foreign Assets Control kelimelerinin kısaltılmış halidir.
Türkçesi ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi.
Görevi ise “ABD tarafından terörist sayılan gruplara, uluslararası uyuşturucu kaçakçılarına, kitle imha silahlarının yayılmasıyla ilgili faaliyetlerde bulunanlara, ABD’nin ulusal güvenliği, dış politikası ve ekonomisine zarar verenlere karşı ekonomik ve ticari yaptırımların yürütülmesi ve uygulanmasından sorumlu” olarak tanımlanıyor.
OFAC’ın yayınladığı ve sık sık güncellediği “yaptırım listesi” var.
Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de bir dönem OFAC’ın yaptırım listesindeki isimler arasındaydı.

Eski çalışanı Mehmet Ercil’in ifadesi ile Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) açılan soruşturma “Devletin güvenliğine ve siyasal çıkarlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” olarak kayıtlara geçmişti.
Mehmet Ercil savcılıkta verdiği ifadede, Recep Canpolat ile birlikte 2019’un Temmuz ayında önceden randevu alarak Hudson Enstitüsüne gittiklerini, uzun süren görüşme yaptıklarını, kendilerinin Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında bilgi almayı amaçladıklarını, ancak görüştükleri kişilerin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi hakkında kendilerinden bilgi istediğini anlatıyor.
Görüşmenin bir süre sonra gerildiğini, istedikleri bilgiyi alamadıkları gibi kendilerine verilen OFAC randevusunun da iptal edildiğini söyleyen Mehmet Ercil, bir nevi elleri boş döndüklerini anlatıyor.

Kimdir Mehmet Ercil?
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında açılan “terör örgütü üyeliği” davasının tanıklarından biri.
Aynı zamanda Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) şikâyeti üzerine açılan “nitelikli dolandırıcılık” davasının sanığı.
Mehmet Ercil, kendi ifadesine göre, şirketinde 2004-2008 arasında denetim elemanı, 2008’den 2016 Ağustos ayına kadar Palmali Holding finans direktörü olarak çalışmış.
2016 Ağustos’unda ise işten ayrılmış.
Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) açıklamalarına göre ise işten çıkarılmış.

Mehmet Ercil’in asıl işi anlaşıldığı gibi muhasebe ve mali işler.
Bir süre Palmali Holding’de çalıştıktan sonra ayrıldıktan sonra ne iş yapmış peki?
Uzmanlık alanı olan mali işlerle mi uğraşmış?
Hayır…
Mehmet Ercil 4 Şubat 2019’da İstanbul Beşiktaş’ta 10 milyon lira sermayeli şirket kurmuş.
Adı LINOIL ENERJİ VE AKARYAKIT DAĞITIM A.Ş.
Şirketin amaç ve konusu olarak da “Özellikle petrol, akaryakıt, doğalgaz, rüzgâr ve güneş gibi enerji sektörlerinde üretim, taşıma, işleme, işletme, dağıtım, depolama, ithalat, ihracat, reexport ve ticarete dönük ulusal ve uluslararası yatırım yapmak ve yeni işler geliştirmek” olarak belirtilmiş.

Mehmet Ercil’in finans ve mali işlerden petrolcülüğe geçmesinde, ona yeni iş alanı yaratılması ve ticarette önünün açılmasına kim yardım etmiş olabilir?
SOCAR olabilir mi?
SOCAR ile birlikte Bodrum Yalıkavak’taki marinayı Mubariz Mansimov’dan (Gurbanoğlu) “düşük değer” göstererek aldığı iddia edilen RSR Holding ve sahibi Anar Alizade olabilir mi?

Mehmet Ercil 2016’nın Ağustos ayında Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) şirketinden ayrılıyor.
2019’un Şubat ayında LINOIL şirketini kuruyor.
2019’un Temmuz’unda ise ABD’ye gidip ABD Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi OFAC’a ulaşabilmek için CIA’nın sivil kuruluşu Hudson Enstitüsü ile görüşüyor.
Ne işi var acaba?
Savcılık ifadesinde “Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) ile ilgili bilgi toplamaya gittik” diyor.
Ne yapacak ki Mansimov hakkında bilgilerle?
Ne işine yarayacak?
Acaba “bilgi toplamak” yerine “bilgi vermeye” gitmiş olabilir mi?
Böylece kendisine “nitelikli dolandırıcılık” davası açan hem de işten çıkaran Mubariz Mansimov’dan (Gurbanoğlu) intikam almak istemiş olabilir mi?
Bunun için birileri “yönlendirmiş” olabilir mi?
Yönlendirildi ise kimdir bu isim?
Aslında Mehmet Ercil’in yaptığı “ajanlık” faaliyetine girmiyor mu?
İfadeyi alan savcı neden bunları sormuyor?
Tam aksine ne oluyor?
Mehmet Ercil’in anlattıkları ile açılan “gizli” soruşturma sonunda somut delil olmadığı belirtilerek kapatılıyor.

Mehmet Ercil, eski çalışanı olduğu Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında açılan “gizli” soruşturmada verdiği ifadede ABD’ye Recep Bey ile gittiklerini söylüyor.
Recep Bey dediği Deniz Haber Ajansı isimli internet sitesinin sahibi Recep Canpolat.
Deniz Haber Ajansı’nın asıl adı Aksiyon Ajans Matbaacılık.
Kurucuları da Tanju Tohumcu ve Fatih Altun.
21 Nisan 2004’de kurulan şirket, 22 Nisan 205’de ismini Deniz Haber Ajans olarak değiştirmiş.
Recep Canpolat’ın şirkete 7 bin 500 lira ortak oluşu 5 Aralık 2005.
23 Haziran 2021’deki resmi kayıtlara göre de Mete Oğuz ve Metin Can ile birlikte şirketin ortaklarından biri.

Recep Canbolat sahibi olduğu internet sitesinde yazı da yazıyor.
Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) tanışıklıkları 2009’a dayanıyor.
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) BirGün gazetesinden Timur Soykan’a verdiği röportajda Recep Canpolat ile ilişkilerini şöyle açıklıyor:
“Recep Canpolat bu yazıları kasıtlı yazıyor. 2009 yılında bir arkadaşım ricası üzerine Recep Canpolat’ın yanıma gelmesini kabul ettim. Reklam vermemizi istedi. Ben adamı sevmedim. Kendilerine ilan vermeyenler hakkında haberler yaptıklarını filan söyledi. Gönderdim.”

Recep Canpolat için ricacı olan “arkadaş” aslında gemicilik dünyasının yakından tanıdığı, Beşiktaş’ın bir dönem yöneticiliğini de yapan Bank Asya kurucularından İhsan Kalkavan.
Recep Canpolat’ın da yakından tanıdığı bir isim.
İstanbul 12. Sulh Ceza Hakimliği’nin hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” iddiasıyla yakalama kararı çıkarttığı İhsan Kalkavan ile ABD Miami’de bularak röportaj yapan Recep Canpolat’a İhsan Kalkavan “kardeşim” diyor.
Zaten Recep Canpolat da bu görüşmeyi ve aracının da İhsan Kalkavan olduğunu reddetmiyor.
Sadece görüşme tarihinin Kasım 2011 olduğunu savunuyor.

Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) “reklam vermediği” için aleyhine yazdığını iddia ettiği Recep Canpolat, kimi gazete haberlerine göre eski Başbakan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın danışmanı.
Kendisi bunu da yalanlıyor.
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) ile Recep Tayyip Erdoğan’ın akrabaları arasındaki “gemicik” ilişkisini ilk yazanın da yine Recep Canpolat olduğu savunuluyor.

Dediğim gibi Recep Canbolat ilginç bir kişi.
Bir de televizyon maceraları var.
Milliyet Gazetesi yazarı Ali Eyüboğlu’nun 24 Aralık 2018’de yazdığı “Habere izin çıkmadı yerine Woman TV” başlıklı yazısında Recep Canpolat Woman TV’nin sahibi olarak gösteriliyor ve bugüne kadar de düzeltilmedi.
Recep Canbolat katıldığı bir yayında soru üzerine, “Evet böyle bir kanal kurduk. 6 milyon dolar harcadık” dedi.
Canbolat aynı yayında RSR Holding ve pek çok şirketin de sahibi olan Anar Alizade’yi iyi tanıdığını ve görüştüğünü de sözlerine ekledi.

Peki gerçek böyle mi?
Recep Canpolat gerçekten de Woman TV’nin sahibi mi?
Woman TV’nin kurucusu ve sahibi Tekin Akdeniz Radyo Televizyon Tanıtım Hizmetleri A.Ş.
Antalya’da kurulduktan sonra devredilmiş.
2020 Aralık ayı resmi bilgilerine göre Tekin Akdeniz Radyo Televizyon Tanıtım Hizmetleri şirketinin tek sahibi Servet Avcı.

Burada parantez açarak Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında “gizli” olarak yürütülen ve takipsizlik kararı verilen soruşma ile ilgisi olmayan Servet Avcı hakkında kısa bilgi vereyim.
Servet Avcı, bir dönem Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı görevinde bulunmuş ve Alperen Ocakları ismini alan Nizami Alem Ocakları Kurucu Genel Başkanı’dır.
Bir dönem MHP’den milletvekili adayı da olan Servet Avcı, Yeniçağ Gazetesi’nin yazarları Adnan İslamoğulları, Yavuz Selim Demirağ ile birlikte gözaltına alınmış ve karar tepki çekmişti.
2019’un Nisan ayından bu yana da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın başdanışmanı olarak görev yapmaktadır.
Parantezi kapatıp kaldığımız yerden devam edelim.

Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) hakkında eski çalışanı Mehmet Ercil’in verdiği ifade ile açılan “gizli” soruşturmada ismi geçen kurum kuruluş ve kişileri özet de olsa tanıtmaya çalıştım.
Mehmet Ercil’in petrol şirketini, birlikte ABD’ye gittiği deniz haber internet sitesi sahibi Recep Canbolat’ı, 6 milyon dolara kurulan televizyonu, Canbolat ile Anar Alizade ilişkisini okudunuz.

Şimdi şu soruları sormanın zamanı.
Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) eski çalışanı Mehmet Ercil, Recep Canpolat ile birlikte binlerce dolar harcayarak ABD’ye gitmek, günlerce orada kalmak ve yemek içmek dahil bunca masrafı sermayesi 30 bin lira olan Deniz Haber Ajansı’ndan mı karşılamıştır?
Yoksa sponsor olarak birileri mi masrafları karşılamıştır?
Bu sponsor Anar Alizade ya da onun şirketleri olabilir mi?
ABD’ye Hudson Enstitüsü’ne ve OFAC’a “bilgi almaya” giderken, aslında “bilgi vermek” zorunda kalacaklarını düşünmüşler midir?
Yaptıkları görüşmeleri kayda almışlar ya da tutanak tutmuşlar mıdır?
Verdikleri bilgiler arasında Türkiye Cumhurbaşkanı ve yakınları ile ilgili bilgiler var mıdır?
Ve bütün bunlar “gazetecilik” adı altında “karalama” faaliyeti değil midir?
Ve en önemli soru.
Bu iki kişinin ABD’de anlattıkları, Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Türkiye dışında özellikle de SOCAR’a açtığı davalardan herhangi birinde “aleyhte” delil olarak mahkemeye verilmiş midir?

Konu çokluğundan Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Recep Canpolat’ın iddia ettiği gibi ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu delip delmediği, Ermenistan vatandaşı Lev Aslan Dermen ile ortak şirket kurup kurmadığı konularına değinemedim.
Onları da bir başka yazıda anlatır, gerçeği aramaya devam ederiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar