Reklam
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk
[email protected]

Üçlü kıskaç: Rusya istedi, Azerbaycan uyguladı, Türkiye sustu

04 Haziran 2021 - 09:18

24 Kasım 2015’de Türkiye Suriye sınırında Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait uçak sınır ihlali yaptığı iddiası ile Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar tarafından düşürüldü.
Pilotlardan biri Suriye Türkmen Ordusu’na bağlı militanlar tarafından öldürüldü.
Rusya Türkiye’yi suçladı ve ambargolar başladı.
Rusya’nın yaptırımlarından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın iş insanları da etkilendi.
Bunlardan biri de Azerbeycan kökenli iş insanı Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) oldu.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in isteği ile Rus şirketi LUKOİL ve onun yan kuruluşları Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Palmali şirketi ile olan anlaşmalarını iptal ettiler.
“Uçak düşürülünce: İlk işaret Putin’in G20 zirvesindeki konuşmasında” başlıklı yazımda yaşananları ve sonunda İngiltere’de mahkemeye kadar giden süreci ayrıntılarıyla anlattım.
Asıl hedefi Türkiye’ye uygulanan yaptırımların yanında Erdoğan’a yakın gördükleri iş insanlarını da ticaretten tasfiye etmek olan plan bunlarla bitmedi elbette.

24 Kasım 2015’de Rus uçağının düşürüldüğü gün Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olarak yer aldığı 64. Türkiye Hükumeti açıklandı.
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak atandı.
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Türkiye’de Erdoğan ailesine yakın isimlerin “Suriye petrolünü taşımakla suçlanması” aslında çiçeği burnunda Enerji Bakanı Berat Albayrak’ı işaret ediyordu.
Albayrak’ın ismi önceki yıllarda da Irak Bölgesel Kürt Yönetimini ile yapılan petrol anlaşmalarında sıkça geçmişti.
Merak edenler, Hürriyet Gazetesi Washington temsilcisi Tolga Tanış’ın yazdığı “Potus ve Beyefendi” kitabını edinerek ayrıntılara ulaşabilirler.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çevresindeki iş insanlarını hedef alması sadece kendi yaptıkları ile sınırlı değildi.
Putin, Rusya’nın çevresindeki siyasi ve ekonomik gücünü de kullandı.
Bunların en önemlisi Azerbaycan üzerindeki etkisiydi elbette.
3 Aralık 2015’de Rusya Devlet Başkanı Putin’in, “Rusya’nın yanıtının sadece yaptırımlarla sınırlı kalacağını düşünenler yanılıyor” sözlerinin ne anlama geldiği kısa sürede anlaşıldı.
Putin, Rus şirketi LUKOİL ve onun yan kuruluşları üzerinden Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) ve şirketlerine başlattığı savaşı bu kez de Azerbaycan üzerinden yürütmeye başladı.
Putin’in baskısı üzerine Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR, tıpkı Rus şirketi LUKOİL gibi Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) anlaşmalarını birer birer iptal etmeye başladı.

Şimdi gelelim hikâyenin Rusya-Azerbaycan-Türkiye kısmına.
Eylül 2008’de Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) İsviçre’de Palmali International SA isimli şirket kurdu.

PALMALI INTERNATIONAL SA

Şirketin adresi Cenevre’de SOCAR Trading’in adresiyle aynı; Rrue de Villereuse 22, 1207 Genève.
Aslında Palmali International SA SOCAR’ın petrolünü ortak taşımak için kurulmuştu.
Bu yüzden de Palmali International SA ve SOCAR arasında ham petrol ve petrol ürünlerinin nakliyatına ilişkin 20 Mart 2008’de imzalanan sözleşme esas alınarak, 5 Ekim 2009’da Palmali International Holding Limited ve SOCAR arasında 120 milyon dolarlık kredi sözleşmesi yapıldı.

Palmali International Holding Limited ve SOCAR arasında imzalanan kredi sözleşmesine göre, İsviçre’de kurulan Palmali International SA şirketine ait 514 hisseden 340’ı SOCAR’dan alınan krediye teminat olarak verildi.
Palmali International SA şirketi için 14 tankerin alınmasında kullanılan bu kredinin geri ödeme planı da 12 yıl içine yayıldı.
Böylece kredi geri ödendiğinde hisseler Mansimov’a iade edilecekti.
SOCAR’ın 2015 yılı faaliyet raporu incelendiğinde, Palmali’nin SOCAR’a olan 78 milyon dolar olan kredi borcunun 42 milyon dolarlık bölümünün ödendiği anlaşılmaktadır.

Putin’in Azerbaycan üzerindeki siyasi etkisini kullanması üzerine Azerbaycan devlet petrol şirketi SOCAR ile ilişkileri bozulan Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) SOCAR yöneticilerini de yolsuzluk yapmakta suçlayarak ilişkilerine son verince herşey Rusya’nın istediği gibi gitmeye başladı.
Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) SOCAR ile olan anlaşmalarını iptal edince, kredi ile alınan 14 gemi ile Palmali International SA’nın SOCAR Trading SA’daki tüm hisselerini de SOCAR’a bıraktı.
SOCAR ise kredi sözleşmesine dayanarak devredilen gemileri yeterli bulmadı ve Palmali’ye dava açtı.
Hatta öylesine ileri gittiler ki, dava kapsamında 2018’de Palmali Şirketler Grubu’nun Malta’daki bağlı şirketlerine haciz kararı aldırdılar.

Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) yıllar sonra 2019’da sosyal medya hesabından Anar Alizade’yi (2014 yılına kadar Aliyev soyadını kullanıyordu) ve SOCAR’ın Pazarlama ve Operasyon Departmanının müdürü Adnan Ahmadzade’yi halkın servetini çalmakla suçlayarak SOCAR ile ortaklıktan ayrılmasının nedenlerini yazdı.
Şöyle diyordu Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu):
“Yeter devletten çalıp, halkın cebine girdiniz! Bir zamanlar ortak olduğum, hırsız olduğunuzu gördükten sonra ortaklıktan ayrıldığım SOCAR Trading’deki oyunlarınızdan yazsam, bu dünyada kendinize yer bulamazsınız. Bir zamanlar kapımda bekleyen Anar Aliyev şimdi böbürlenerek SOCAR Trading’i böyle kurdum, şöyle kurdum diyor. Benim ilişkilerim olmasaydı, yerinizden kıpırdayamazdınız. Devletin itibarını suiistimal edip, halkımın servetiyle kendinize saltanat kurdunuz. Adnan Ahmadzade, tüm dünya sizin servetinizi konuşuyor. Araba, şirket, mülklerinizi konuşuyor. Son 4 yıldır Palmali’yi bitirmeye çalışıyorsunuz. Başaramayacaksınız!”

Rusya ve Putin’in planı tıkır tıkır işliyordu.
Bir yandan Rus şirketleri, bir yandan Azerbaycan şirketlerinin iptal ettiği sözleşmeler Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) ve şirketlerini ekonomik olarak zorlamaya başladı.
Rusya’nın 180 milyon dolarlık vergi cezası kestiği, SOCAR’ın anlaşmaları iptal ederek krediler için mahkemeye başvurması, Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) ekonomik varlıklarını “çökülmesinin” de ilk işaretiydi.
Bunlarla kalmadı elbette.
Sırada kıskacın Türkiye ayağı vardı.
Bir darbe de Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Palmed şirketine geldi.
“Hastane yatırımı kimler tarafından engellendi?” başlıklı yazımda Palmed’in başına gelenlerini ayrıntılarıyla yazdım.

Hem Rusya hem Azerbaycan hem de Türkiye’deki işleri engellenen Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) işte tam da bu dönemde İstanbul Levent’teki İstanbul Edition Otel, Bodrum Yalıkavak’taki marina, uçaklarını da satışa çıkardı.
Bir yandan da kendisine yapıldığını söylediği haksızlıklara karşı İngiltere olmak üzere Türkiye ve başka ülkelerde de davalar açtı.

Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) Türkiye’de ikinci darbeyi de bir zamanlar çok yakın olduğu AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakınlarından yedi.
Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan ve eniştesi Ziya İlgen’in ortak olduğu İstanbul Beylerbeyi Mahallesi Yalı Boyu Caddesi Şair Asaf Halet Çelebi Sokak No: 6 Üsküdar adresinde kurulu BMZ Group adlı denizcilik şirketi Mubariz Mansimov’un (Gurbanoğlu) Albaraka Türk Bankası’ndan aldığı 90 milyon dolar krediyle Tuzla Tanker İşletmeciliği A.Ş.’ye ait Türkter ve Yartımcı tersanelerinde tanesi 18 milyon dolardan beş “gemicik” yaptırmıştı.
Hatta “gemicikler” 10 yıllığına Gurbanoğlu’nun Palmali Denizcilik şirketine kiralanmıştı.
Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) kurulan üçlü kumpasta başta Mehmet Ağar olmak üzere Gurbanoğlu’nun eski çalışanları da devreye girdi.
Böylece 2017’de “gemicikler” SOCAR Logistics DMMC şirketine satıldı.
Gemilerin yapımı için alınan kredi ise Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) kaldı.

Mubariz Mansimov’a (Gurbanoğlu) üçlü “çökme” harekâtı henüz bitmemişti.
Son darbeyi vurmak ve Mubariz Mansimov’u (Gurbanoğlu) çökertmek için bu kez “ihbar” ve “gizli tanık” sistemi devreye girdi.
2017’de açılan ve “takipsizlik” kararı verilen soruşturma, bu kez Gurbanoğlu’nun (Yalıkavak’taki marinanın satışıyla ilgili) haklarında dava açtığı eski çalışanları şikayetçi olarak 2019 yılında yeni bir soruşturmaya konu edildi.
2021’de biten davada Mubariz Mansimov (Gurbanoğlu) “örgüt üyesi olmakla birlikte yardım etmek suçundan” 5 yıl cezaya çarptırıldı.

Birbirine bağlı yüzlerce şirketin, ilişki ağlarının, siyasi hesapların hepsinin dönüp dolaşıp geldiği yer Rusya, Türkiye ve Azerbaycan.
Rusya’nın istediği, Azerbaycan’ın uyguladığı, Türkiye’nin de sessiz kaldığı bu hesaplaşma elbette bitmiş değil.
Bu günlerde güllük gülistanlık yürüyen ilişkiler sadece bizde değil, dünyada da ilgiyle izleniyor.
S-400 sorunu, F-35 çıkmazı, ABD’de görülen davalar, Avrupa Birliği’nin aldığı kararlar, hepsi ama hepsi yıllardır biriken notların sonucu.
Bu ilişki ağlarını “eski ortak” Sedat Peker’in ağzından dinlememiz ise tam bir ironi.
Oysa “gazeteciler” yıllardır bu konuları yazıyor, sorguluyor.
Tek güvendikleri şey “balık” hafızamız.
Biraz tazeleyebilmişizdir umarım…

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar