Reklam
Reklam
İzmir üzerinden muhalefeti bölme planının ikinci aşaması:...
Reklam
Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

Serdar Öztürk

İzmir üzerinden muhalefeti bölme planının ikinci aşaması: Ayıp mı, köstebek mi?

23 Haziran 2020 - 10:54 - Güncelleme: 23 Haziran 2020 - 11:05

MHP destekli AKP iktidarının son araştırmalarda ortaya çıkan oy oranı yüzde 30 ile 40 arasında gidip geliyor.
Bu oranla 2023’te ya da ondan öncesinde erken yapılacak seçimde yeniden iktidar olma şansları zor.
İktidar da bunu biliyor.
O yüzden tedbir planlıyor.

Planın bir parçası İzmir’de camilerde Çav Bella çalınmasıydı.
Kim yaptı bulunamadı ama o görüntüleri paylaşan CHP’li Banu Özdemir önce tutuklandı, sonra serbest bırakıldı.
Bu planın ilk ayağını “Muhalifler hakkında açılan soruşturmaların çoğu neden İzmir’den?”  başlıklı yazımda uzun uzadıya anlattım.
İktidarın kendi tabanında yaratmak istediği algı, kendilerince başarılı oldu.
Ardından ikinci hamle geldi.
Bu kez yargı düzenlemesi adı altında Alaattin Çakıcı serbest bırakıldı.
“Susurluk sokakta” başlıklı yazımda ise bu affın neyi canlandırmaya çalıştığını anlatmaya çalıştım.
Sonuçta Çakıcı gitti Ankara’da yer altı dünyasının önemli ismi Kürt Ahmet ile buluştu.
Çakıcı’nın serbest kalması da buluşmaları da bize bir şey işaret etti.
Mahalle karışacak…
Bunun için özellikle de Kürtleri hedef alan, onları tahrik edecek yeni planların devreye alınmasını beklemek kehanet değil.
Hedef ne?
CHP- İYİ Parti, kısmen de HDP muhalefet bloğunu parçalamak.
Camiden Çav Bella çalınması ile Çakıcı’nın serbest bırakılması aynı mantığın ürünü.

İktidarın HDP’li belediye başkanlarını görevden alması ile başlayan bir başka süreç var.
Hız kesmeden devam ediyor.
Sadece HDP’li değil, CHP’li belediyeler de hedefte.
Urla Belediye Başkanı Burak Oğuz’un cemaat üyeliğinden tutuklanması, iktidarın CHP’li belediyeler üzerindeki ilk denemesiydi.
Başarılı oldular da.
Şu anda Urla’yı konuşan bile yok.

İkinci adım ise önceki gün geldi.
CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in TÜRSAB İzmir temsilcileri ile yaptığı video konferanstaki sözlerinin bir bölümü “bölücülük” olarak yansıtılarak saldırı başladı.
Konuşmayı dinleseniz, aslında Soyer’in bazı konulara açıklık getirmek için çabaladığını, bunun için örnek verirken de bazı araştırmaları örnek gösterdiğini göreceksiniz.
Amaç algı yaratmak olduğundan hiç umurlarında değil.
O yüzden de kimi gazeteler “Hendek de kazacak mısın?” ya da “Haddini bil Soyer” gibi başlıklarla konuyu ısıtmaya devam ediyorlar.
Bu da CHP’li bir büyükşehir belediye başkanı üzerinden muhalefet bloğunu nasıl çatlatırız planının yeni parçası.
Bütün planlar, muhalefetin milliyetçi ve Kürt ortaklarını ayrıştırmak üzerine.
Böylece CHP yalnızlaştırılacak.

Soyer’in video toplantısı için söyleyeceklerime gelince.
Biz de kendi aramızda zoom denen programı kullanıyoruz.
Programın önemli bir özelliği de görüntü ve seslerin kaydedilebilir olması.
Ancak önemli bir farkla.
Programı, ancak toplantıyı host yani yönetici olan kaydedebiliyor.
Diğer katılımcılar kayıt yapmak isterse, yöneticinin onayı gerekiyor.
Yönetici kayıt yapmak isterse ya da bir başkasına izin verirse, kayıt yapıldığı diğer katılımcılara (Bu konuşma kayıt ediliyor) diye not olarak iletiliyor.
Yani her katılımcı toplantının kaydedildiğinden haberdar oluyor.

İnternet üzerinden yayınlanan görüntülere bakacak olursak, Tunç Soyer’in TÜRSAB ilgilileri ile yaptığı toplantı kaydedilmiş.
Eğer toplantının yöneticisi bir TÜRSAB ilgilisi ise görüntüler oradan sızmıştır.
Yok, İBB toplantının yöneticisi ise o zaman da görüntüler İBB tarafından kaydedilmiş ve kurum içinden birileri tarafından sızdırılmıştır.
Her iki durum da kaygı verici.
TÜRSAB ilgisi tarafından sızdırılmış ise ayıp, İBB içinden birileri tarafından ise komplodur.
Asıl açıklığa kavuşturulması gereken konu budur.
Ayıp mı edilmiştir, köstebek mi vardır?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar