Reklam
Reklam
ADALET MÜLKÜN TEMELİ Mİ?
Sibel PARMAKSIZ

Sibel PARMAKSIZ

ADALET MÜLKÜN TEMELİ Mİ?

18 Nisan 2020 - 20:20

ADALET: Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk.

MÜLK: Devlet.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temelidir, Adalet. Adaletin Adil terazisinin işlediği yerdir, mahkeme salonları.

Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasını sağlamaktır, devletin en temel görevi. “Adaleti toplum içinde tesis etmek” der, kitaplar.

İslam felsefesinin temel değeridir, Adalet.

 “Güçsüzün, incindiği ve hakkını alamadığı bir toplum yücelemez.” Hadis, “Yer ve gökler adaletle ayakta durmaktadır.” Ebu Davut.

Kutsal kitapların ilgilendiği en temel kavramların başında gelir, Adalet.

Düşünürler eski çağlardan beri Adalet kavramı ile ilgilenmişler.

Platon’a göre adalet en yüce erdemlerden biridir. İnsanın ve devletin temel davranış kuralıdır.

Aristoteles, eşitlik kavramından hareket eder. Herkese eşit davranmanın adalet için yeterli olmadığını söyler. Ona göre hukuk düzeni güçsüzleri koruduğu ölçüde adaletli olabilir.

Hazreti Mevlana der ki; “Ey hakim, senin hükmün adalettir, azgınlık değil. Ey hakim, kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına nasıl reva görürsün? Kim kuyu kazarsa içine kendi düşer, hadis-i şerifini okumadın mı? Çünkü zalimin zulmü, karanlık bir kuyudur.”

….

Bu tanımlamaları hatırlayarak günümüze baktığımızda adaletin terazisinin ne kadar uzun zamandır bozulduğunu, bildiğimiz kavramların yaşamımızda nasıl içinin boşaltıldığını, içselleştirdiğimiz duygulara kadar girildiğini, adalet, vicdan, merhamet, eşitlik gibi kavram ve değerlerin genel doğrulardan koparılıp kişiselleştiğini, neredeyse herkesin kendine ait değer ve yargılar ürettiği bir karmaşada toplumların boğulduğunu görüyoruz.

Oysa temel doğrular toplumsal hayatımızda ne kadar yaşarsa, gerçeğimiz o kadar doğrularla paralel olacak. Demem o ki, doğrulardan uzaklaştıkça, yaşanan acı gerçekler, trajediler giderek sıradanlaşmakta, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda bireylerin değerlerini yönlendiren mekanizmalar işlevsizleşmekte ya da bilerek içi ve işlevi boşaltılan mekanizmaların toplumları sürükledikleri kültürel yozlaşma birilerinin elini hiç olmadığı kadar güçlendirmekte.

Tam da bu nokta da “Adalet Mülkün Temeli mi?” sorusunu sormadan geçemeyiz.

Adaletin olmadığı yerde, mülk yani devlet kimin devletidir? Kimin için vardır?

Bu soruların cevaplarını aramak için giderek derinleşen ekonomik krize ve gelir dengesizliğine bakılabilir, yüzde 30 ‘a dayanan işsizliğe çare bulamayan devletin işsiz yığınlara hiçbir destek vermiyor olmasına bakılabilir, yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşamaya çalışan insanlarımızın çaresizliğine bakılabilir, kadın erkek eşitsizliğine, eşitsizlik bile demeyen hatta “fıtrata ters” diyen anlayışa ve bu anlayışın uygulamalarına bakılabilir.

Mahkeme salonlarında hakimlerin arkasında yazan “Adalet Mülkün Temelidir”, yazısının altında hukuk devletinden nasıl uzaklaştığımızı adeta ilan eden mahkeme kararlarına bakılabilir.

Devlet, kim ve kimler için var?

18 yıldır “Kadın erkek eşit değildir, fıtrata ters” diyen anlayışla yönetilen ülkemizde son 10 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 1400’lük artış, tesadüf olabilir mi?

Çocuk yaşta evlilikleri normal gören tarikatların çığ gibi arttığı ve meşrulaştırıldığı ülkemizde, çocuk evliliklerinin çoğalmasına neden olan imamlara nikah kıyma yetkisinin verilmesinin bu anlayışın sonucunda olduğu açık değil mi?

Tecavüze uğrayan 13 yaş ve üstü çocuklara rızalarıyla tecavüzcüsü ile evlenmesinin yolunu açmak için uğraşılmasının, tarikat ve cemaatların en temel isteklerinden biri olduğu gerçeği bilinmiyor mu?

Değiştirilen eğitim sistemi ile (4+4+4) kız çocuklarının okumalarının önünün kesilmek istenmesi bu planların bir parçası değil mi?

Kadının baş örtüsünü kullanarak yola çıkan bu anlayış, kadının rujuyla, ojesiyle, etek boyu ile, doğuracağı çocuk sayısıyla, devam etti.  Yetmedi her gün en az iki kadının erkek şiddeti ile öldürüldüğü, her gün tecavüz vakasının yaşandığı, her gün sayısını bilemediğimiz kadının şiddet gördüğü ülkemizde, korona felaketinden fırsat yaratarak infaz yasası adı altında sözüm ona tecavüz ve şiddet kapsam dışı denilerek “denetimli serbestlik” ek maddesi ile, sapıklar, katiller sokağa salınacaklar.

Mafya liderleri, katiller, uyuşturucu tacirleri, tecavüzcüler, çocuk istismarcıları toplumun huzurunu ve düzenini bozan bu unsurlar affediliyor.

Henüz suçlu oldukları kanıtlanmamış, dosyaları bile hazırlanmamış yazarlar, gazeteciler, vekiller aylardır hatta yıllardır cezaevinde ömür tüketirken infaz yasasına dahil edilmiyorlar.

Ne demişti Hazreti Mevlana?

“Ey hakim, senin hükmün adalettir, azgınlık değil. Ey hakim, kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına nasıl reva görürsün? Kim kuyu kazarsa içine kendi düşer, hadis-i şerifini okumadın mı? Çünkü zalimin zulmü, karanlık bir kuyudur.”

“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” elbette. Ama bugün değil, yakın gelecekte..

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Pembe görgeç
    3 ay önce
    Kaleminize yüreğinize sağlik başkanim hislerimize tercuman ilmuşsunuz

Son Yazılar