Reklam
Amok koşucuları…
Reklam
Ayşegül Tezcan

Ayşegül Tezcan

Amok koşucuları…

18 Ekim 2019 - 09:27

 

Varlığını kanıtlamanın tek yolu görünür olmak. Yüzyıllar öncesinden Aristoteles “konuş ki seni görebileyim” diyordu mesela… Ben görünür olabilmek için yazmayı tercih ettim şu an ama şüphesiz başka yolları da var bunun… Her şey nasıl bir hayat yaşadığınızla ve neye değer verdiğinizle ilgili aslında… İçten ve doğru konuşmalar yapmanız, sizinle aynı fikirde olmasa da çevrenizdekilere saygınız, konuşmalarınızla davranışlarınızın ne kadar uyum içinde olduğu sizin ne kadar güvenilir ve ne yönde görünür olabileceğiniz konusunda belirleyici olacaktır.

Gerek siyasi, gerekse sosyal yaşamda görünmenin, görünür kalabilmenin çok önemli olduğu bir dönem içerisindeyiz. Kimileri son süreçte, görünür olabilmeyi maddiyata bağlıyor, param varsa güçlü ve görünür olurum diye düşünüyor, kimi sosyal medyadaki paylaşımları ile, kimi sivil toplum kuruluşları aracılığı ile sosyalleşerek, kimi makam, mevki ve sıfatlara bağlanarak görünür olmaya çalışıyor… Görünür olabilmeyi politikaya, sanata ya da aşka bağlayanlar da mevcut.    

Bu konu üzerine düşünürken Stefan Zweig’in Amok Koşucusu adlı kitabını anımsadım. Stefan Zweig; yaşamanın bir anlamı kalmadığını anladığı anda yaşamına kendi eliyle son verebileceğini daha üniversite yıllarında söylemiştir. İlk evliliği sırasında karısını kendisiyle birlikte intihar etmesi için zorlayan, sonra bu düşüncesinden vazgeçen Stefan Zweig, yıllar sonra, İkinci Dünya Savaşı sırasında, ikinci karısıyla birlikte yaşamına son vermiştir. Amok koşucusu adlı kitabı okumadı iseniz okumanızı şiddetle tavsiye derim. Kitap altı kısa hikayeden oluşur ve bütün hikayelerinde çökmüş hayatları, yok etme arzusundan yok olma arzusuna savrulan hayatları konu alır. 

Kitaba ismini veren hikayeden çok kısa bahsetmem gerekirse ; “zamanında bir adam çılgın bir biçimde koşmaya başlar ve önüne gelen her şeyi herkesi hançerden geçirir. Ağzı köpüklü, çılgınca ve amaçsızca koşar, koşar, koşar ve önüne geçen herkesi öldürür. O yüzden o şehrin insanları ona deli anlamına gelen 'Amok’adını verirler. Amok Koşucusu adını buradan bu olay ile alır. Günümüzde bazı insanlar da tıpkı Amok koşucusu gibi çılgınca, anlamsızca ve kırıp dökerek bazı hırsların, bazı hesapların peşinden koşarlar. Özellikle son günlerde belirledikleri siyasi hedefler uğruna dostluklarını bile feda edenler olduğunu görmek çok ama çok üzücü gerçeklerden sadece bir tanesidir. Oysa kardeşin kardeşi kırdığı, komşunun komşuya karşı durduğu bu savaşın sebebi sadece bir oy’dur. Bir söz hakkı… Theodore Roosevelt’e göre “Bir oy tüfeğe benzer, işlevselliği kullanıcının karakterine bağlıdır.”  Günümüzde karakterler de oldukça tartışılası bir konudur ki Platon da yıllar öncesinden işaret etmiştir. Bir karakterin, bir adamın ölçütü güç ile ne yaptığıdır. Şöyle derin bir nefes alıp etrafımıza bakalım. İnsanlar güçle nasıl da eziyorlar birbirlerini…

Tüm bu sıkıcı konuların dışında mağara devrinin günümüze yansıması ile görünür olmaya çalışan, düzgün olan bir şeye zarar verme alışkanlığındaki insanlardır ki bu insanlardan da ülkemizde bolca mevcuttur.  Coşkularını, hayata dair öfkelerini, kırgınlıklarını dile getirmek isteyen ve yeterince cesur olmayan bu insanlar; otobüs koltuğunu arkadan deşme, ağaca bir şeyler yazmak için zarar verme, araba çizme, kaldırım betonuna ayak izi bırakma gibi eylemlerle ortaya koyar kendini… Bu değerli primatların hayatta bırakacağı başka bir iz başka bir var olma biçimleri yoktur çünkü…  

Bana soracak olursanız; varlığını kanıtlamanın en güzel, en doğru ve kalıcı yanı, insan olmaktan ve insanı sevmekten geçer. Bir insanın; diğerinin ağrıyan omzu, sızlayan yüreğinin yerine geçebilmesinden bahsediyorum. Bu bedensel olarak mümkün değildir elbette ama psikolojik olarak mümkün. Birinin yanında olduğunu hissettirmek, onu koruyup kollamak kuşkusuz insanın kendisine de iyi gelir. Alçak gönüllülük, doğruluk ve iyilik… Bunlar çok da gözde nitelikler olmasa gerek günümüzde…  Fakat kimisi elini değdirdiği yeri alt üst ederek yer ediniyor diğerlerinin hayatında çünkü kötülük de unutulmamayı hak ediyor iyilik gibi. 

İyiliklerle çoğalıp, insanca kendinizi anlatabileceğiniz insanlarınız ve yarınlarınız olsun dilerim... 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar