Reklam
Reklam
Filiz BAHÇIVAN

Filiz BAHÇIVAN


AĞAÇLAR KATİLLERİNİ TANIYOR 

01 Ağustos 2021 - 10:59

Bugün "Bitkilerin Gizli Yaşamı" kitabından ilginç bir araştırmayı sizinle paylaşmak istiyorum. 
1966 yılında Amerika'nın tanınmış yalan makinesi uzmanı Clee Backster, güvenlik görevlilerine poligraf aygıtının kullanımına dair eğitim verdiği okulda uykusuz bir gece geçirmişti. Sonra sırf eğlence olsun diye, yalan makinesinin elektrotlarını kocaman yapraklı tropikal bitkisinin üzerine yerleştirdi. 
Yalan makinesi çeşitli korku, sevinç, şaşkınlık gibi durumların elektriksel değişimlerini ölçtüğüne göre belki bitki de su dökünce seviniyordur diye alaylı alaylı güldü. 

Bitkiyi suladığında galvanometre zikzaklar çizerek aşağı doğru indi. Oysa yukarı doğru bir hareket bekliyordu. Backster, Yaprağını sıcak kahveye soktuğunda da beklediği tepkiyi görmedi. Sonunda kibriti alıp bitkiyi yakmayı düşündüğünde her şey değişti. Bitki çılgınca galvanometrenin ibresini tavan yaptırdı. İnanamadı Backster. "Nasıl yani?" dedi kendi kendine. "Bitki düşüncelerini mi okudu?" 
İnsanlık tarihinin önünde yeni bir dünya açılıyordu artık. Deneyler deneyleri kovaladı. Bitkilerin sadece düşünceleri okumakla kakmayıp çevrelerindeki her şeyi hissettikleri de ortaya çıktı. Kaynar suya atılan karideslerin ölümlerini, bir insanın eline iğne battığında duyduğu acıyı hissediyordu bitkiler. Hatta kilometrelerce ötede olunsa bile yaşanan sevinç ve üzüntüleri de hissediyor du. Üstelik hissetmekle kalmayıp bazen de baygınlık geçiriyorlardı. 

Bir güm şehir dışından gelen bir botanikçi kadın içeri girdiğinde bütün bitkiler sessizleşti. Hiç birinden tepki gelmiyordu. Sanki hepsi birden sessizliğe bürünmüştü. Ne zaman ki o kadın havaalanından uçağa binip gittikten 45 dakika sonra yeniden tepki vermeye başladılar. Kadın botanikçinin bitkileri kurutup ölçümler yaptığını öğrendiği zaman anladı Backster, kadını görünce bitkilerin korkudan bayıldıklarını. 

Bir deney tasarladı. 6 yardımcısına aynı gece aynı saatlerde yapmak üzere farklı görevler verdi. Görevlerden biri gece yarısı gelip laboratuvardaki bitkilerden birini söküp parçalamaktı. Ertesi gün o gece bitkiyi parçalayan yardımcı içeri girdiğinde galvonometrelerin ibreleri tavan yapmıştı yani bütün bitkiler çılgınlar gibi haykırmaya başlamıştı. 

Bu deneyden anlaşıldı ki bitkiler yalnızca hissetmiyor, hafızaları da var. 
Bunun üzerine Amerika'da adli vakalrda bitkilerin şahitliğine başvurulmaya başlandı. 
Bitkiler asla yanlış sonuç vermiyordu. 
Bu çalışmalar makale olarak yayınlanmaya başlayınca dünyanın dört bir yanında bilim insanları, konu üzerinde çalışmalara başladılar. 
Sonuçlar akıl akmazdı. 
Koparılmış bir yaprak, kendine güzel sözler söylenmesi durumunda normal yaprağa göre daha uzun süre yaşıyor 120 kilometre mesafedeki bir acıyı, sevinci hissedebiliyor. 
İnsanların düşüncelerini okuyabiliyor, kötülük yapanları hafızasına kaydedebiliyor. 
Hatta bu bilgiyi diğer bitkilerle de paylaşıyor. 

Kendisine kötü davranılan bitki üzüntüden intihar bile ediyor. 
Bir bitki yanındaki diğer bitkinin susuz kalması durumunda suyunu onunla paylaşıyordu. 
Tüm dünyada acı çeken bir bitkinin acısını diğer tüm bitkiler hissediyor.
Şimdi yurdumuzun dört bir yanında ağaçlarımız ve hayvanlarımız yanarken tüm bitkiler hıçkırıklar içinde ağlıyorlar biliyorum. 
Bize düşen bundan sonrasında hem umudu hem de yaşamı yaşatmak için yanan bölgelerimizin tekrar ağaçlandırılmasına destek olmak. 

Geçmiş olsun Türkiye'm. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum