Reklam
Reklam
Tülay YILDIRIM EDE

Tülay YILDIRIM EDE

[email protected]

KEDİCİK CEMAATİ ÖRGÜTÜ

11 Ocak 2021 - 22:23

Bildiğiniz üzere 17 Eylül 2019 tarihinden bu yana Adnan Oktar davasında  236 kişi yargılanıyordu. Hangi suçlardan yargılandıklarını tek tek yazmayacağım. Ki eminim birçoğunuz nelerden yargılandığını tv/gazete vs gibi çeşitli yerlerden öğrenmişsinizdir. Bugün görülen dava sonucu, Adnan Oktar 1075 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. 30 yılı aşkındır Oktar’ın yanında bulunan Tarkan Yavaş 211 yıl hapis cezası alırken, yine 30 yılı aşkındır Oktar’ın yanında yer alan Oktar Babuna 186 yıllık bir hapse mahkum edildi. Diğer sanıkların bir kısmı bunlara nazaran daha az da olsa çeşitli cezalar aldılar.

Öncelikle Adnan Oktar hakkında kişisel fikrimi beyan edeyim. Şahsen oldum olası ne kendisini sevmişimdir ne de cemaatini. Bana göre İslam adı altında İslam’a çamur atan bir şarlatandır. Cinsel sapkınlığına gözümle şahit olmasam da, cemaatine bakınca insan böyle bir sapkınlık içinde olabileceğini düşünmüyor değil. Ancak emin olamadığım için, bu konuda kelam etmek bana düşmez. Benim nazarımda, İslam maskesi altına sığınıp aslen seküler olup çeşitli pisliklere imza atan ve kadınların bedenini metalaştıran şeref yoksunudur

Gelelim Adnan Oktar ve cemaatinin teröristliğine, örgütlüğüne. Yahu ne kadar hoşlanmasam ve tasvip etmesem de bu cemaati, hangi akıl bunları bu denli terörist görüyor ve elebaşına 1075 yıl hapis cezası veriyor? Neyin hıncı bu? Oktar ve cemaati sürekli AKP’nin yanında olup destekliyorken ve araları da bildiğim kadarıyla iyiyken, arka planda bizim görmediğimiz ne oldu da badem gözlü kör gözlü oluverdi?

Hadi şimdi başka bir pencereden bakalım bu karara. Madem bu tarz suçlarda uzun vadeli hapis cezaları veriliyor, o vakit soruyorum adalet terazisini elinde tutanlara. Hani çok adiller ya!

Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de Agos Gazetesi'nin çıkışında, yakın mesafeden yapılan üç el silah atışıyla öldürüldü. Bunun üzerine Yasin Hayal, Ogün Samast, Ersin Yolcu, Ahmet İskender, Zeynel Abidin Yavuz, Erhan Tuncel 12 yıl boyunca yargılandı. Adnan Oktar davasında kısa bir sürede karara varan yargı, Hrant Dink davasında her şeyi nedense oldukça ağırdan aldı. Ki Oktar davasında dendiğine göre derin bir örgütsel yapı/suç ve eylem, artı cinsel suçlar söz konusu. Onca suç kısa sürede araştırılıp onca insana ceza verildi ama sadece tek kişinin öldürüldüğü Dink davasının 6 sanığının yargılanıp cezalandırılması 12 yıl sürdü. Way canınasına sayın seyirciler! Neyse, uzun bir yargılama sonucunda 2019 temmuzunun ortalarında karar çıktı. Yukarıda yazdığım sanıklara sıra ile verilen hapis cezaları 7.5 – 2.5 – 1 yıl 10 ay 15 gün – 14 yıl 22 ay – 99.5. Bu suç organize bir suç iken, sadece bir kişi yüksek hapis cezası aldı. Ki Oktar davasıyla karşılaştırınca, 99 yıl hiçbir şey değil. Soruyorum adalet sistemimize. Hrant Dink davasında hem örgüt, hem azmettirme, hem silah temini, hem bölücülük, hem katletme ve daha birçok şey varken, aynı yargılama mantığınız burada neden devreye girmedi ve neden bu dava Oktar davası gibi kısa sürmedi de 12 yıl Dink ailesine çile çektirildi?

Başka bir örneğe geçelim. Biliyorsunuz 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak katliamında 2’si otel görevlisi olmakla beraber 35 canımızı, aydınımızı, şairimizi, düşünürümüzü kaybettik. Bu katliam sonrasında ne hikmetse yine 33 kişi tutuklanıp yargılandı. Yargılamalar sonucu çeşitli cezalar verilse de, bir kısmı tahliye oldu, bir kısmı firar etti vs vs. Şunu da ekleyelim. Sanıklardan Ahmet Turan Kılıç, katliamdan ötürü 27 yıl hapiste yattıktan sonra 87 yaşında olmasından ötürü serbest bırakıldı. Bece de belli bir yaşın üstündeki insanlar hapiste olmamalı ama nedense şu belli yaş kavramına serbesiyet yine sadece belli kesmin tekelinde ilerliyor/uygulanıyor. Sanık avukatları meselesine dönelim. İlginçtir ki, katliamdan dolayı yargılananların avukatları, sonrasında AKP’de çeşitli mevkilere geldiler ve hatta 4 tanesi milletvekili, biri de bakan oldu. Madımak katliamında işlenen suç daha mı hafifti acaba Oktar davasından? Örgütlü bir suç, örgütlü bir nefret 35 insanın canına kıyarken, adalet terazisi zaten kırılmış mıydı o aralar?

Hadi hep beraber son bir örnekle bitirelim konuyu.

FETÖ davası kapsamında Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter tutuklanmıştı. Ancak ne hikmetse tüm suçlamalardan sonra beraat etti. Kararda, Yeter'in FETÖ’cü Fetullah Gülen'e ait kitap ve CD'leri bulundurması, 2013 yılı öncesi örgütün toplantılarına katılması, örgüte müzahir olduğu değerlendirilen bir dernekte yöneticilik yapması, Bank Asya'da rutin hesap hareketlerinin olması şeklindeki eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtildi. Sırf FETÖ’cülere çay verdi diye tutuklanan çaycı bırakılmadı ama “Bülent Arınç” ın damadı beraat etti. Dışarıda öyle isimler var ki FETÖ’nün yıllarca içinde bulunmuş olan, yurtlarında kalan, cemaat toplantılarında bulunan, okullarında okuyan, ağızlarını yavşata yavşata birlikte Fotoğraf makinesine poz veren ve daha birçok mide bulandırıcı olup göz ardı edilen isimler. Konu onlar olunca onlara ceza yok ama Oktar davasında aklın alamayacağı cezalar havada uçuşuyor.

Adnan Oktar ve cemaati elbette ceza alsın suçlularsa ama kişiye ve davaya göre değişen adalet sistemi, çürümüşlüğün resmidir!
Yani diyeceğim o ki: ALLAH KİMSEYİ KİŞİYE ÖZEL YARGILAMA YAPAN ADALET SİSTEMİNİN İNSAFINA BIRAKMASIN!

YORUMLAR

  • 0 Yorum